وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَٰٓؤُلَآءِ شُفَعَٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ
"Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne fayda verebilecek şeylere kulluk ediyor ve 'bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' diyorlar. De ki: 'Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?' O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir."
Cümlenin mantığı kaydedilmelidir: eğer böyle bir şefaat yetkisi olsaydı, Allah bunu bilirdi. Bilmediği bir şeyi O'na bildirdiğinizi mi sanıyorsunuz? Yani iddia, kendi kendini imkânsız kılıyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve aynı yapı sûrede tekrarlanacak: altmış sekizinci ayette "Allah çocuk edindi" iddiasına verilen cevap da aynı kalıptadır — in indeküm min sultânin bi-hâzâ, e-tekūlûne alallâhi mâ lâ ta'lemûn. İki yerde de sorulan tek şey: delil nerede?
Ve bu, sûrenin omurgasıyla örtüşüyor: otuz altıncı ayette inne'z-zanne lâ yuğnî mine'l-hakkı şey'â denecek. Aracılık iddiası, sûrenin zan-hak ekseninin bir uygulamasıdır.
Üçüncü ayet şefaati izne bağlamıştı. On sekizinci ayet, o iznin bulunmadığı yerde ne olduğunu gösteriyor.
Ve iddianın kelimeleri kaydedilmelidir: indallâh — "Allah katında". Yani iddia sahipleri Allah'ı reddetmiyorlar; O'nun katında bir konum tarif ediyorlar. Zümer 39/3'te (mâ na'büdühüm illâ li-yukarribûnâ ilallâhi zülfâ) aynı gerekçe işlendi ve orada kaydedilmişti: itiraz Allah'a değil, aracısızlığa. Oraya dayanıyorum.
مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ — ve bu ikili sûrenin sonunda peygamberin ağzında dönecek: ve lâ ted'u min dûnillâhi mâ lâ yenfeuke ve lâ yadurruk (106). Aynı iki fiil, sırası değişmiş olarak.
| Ayet | Sıra | Kime |
|---|---|---|
| 18 | Lâ yadurruhüm ve lâ yenfeuhüm — önce zarar | Onlar hakkında haber |
| 106 | Lâ yenfeuke ve lâ yadurruk — önce fayda | Peygambere hitap |
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum. Nahivciler böyle sıra değişikliklerini bağlamla açıklar; burada birinci yerde tapınmanın konusu, ikinci yerde duanın konusu anılıyor — ve duadan beklenen şey öncelikle faydadır. Bu izahı kendi okumam olarak veriyorum, bağlayıcı değildir.