فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ · وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ · فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
"Mûsâ'ya, kavminden bir gençlik topluluğundan başkası iman etmedi — Fir'avn'ın ve önde gelenlerinin kendilerini sınamasından korkarak. Fir'avn gerçekten yeryüzünde üstün gelmişti ve haddi aşanlardandı. · Mûsâ: 'Ey kavmim! Allah'a iman ettiyseniz ve teslim olduysanız, O'na dayanın' dedi. · 'Allah'a dayandık. Rabbimiz! Bizi zalim topluluk için bir sınama konusu yapma; bizi rahmetinle kâfir topluluktan kurtar' dediler."
| Okuma | Kavmihî zamiri kime |
|---|---|
| 1 | Mûsâ'nın kavmi — İsrâiloğullarından bir grup |
| 2 | Fir'avn'ın kavmi — Mısırlılardan bir grup |
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. Ayetin lafzı ikisine de elverişlidir, çünkü zamirin mercii belirtilmemiştir.
ذُرِّيَّة — kök ذ-ر-ر / ذ-ر-و: nesil, soy; ve kelime çoğu kullanımda çocuklar ve gençler için kullanılır.
Ve sayının azlığı kaydedilmelidir: fe-mâ âmene … illâ — kasr kalıbı. Yani ayet, iman edenlerin azlığını bir istisna kalıbıyla veriyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı doksan sekizinci ayetle karşıtlığıdır: Mûsâ'nın kavminden bir avuç iman ediyor; Yûnus'un kavminden ise hepsi. Sûre iki uç örneği aynı bölümde tutuyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve altmış ikinci ayetle karşılaştırılabilir: orada lâ havfün aleyhim deniyordu. İki ayet çelişmiyor: biri âkıbet hakkında bir hüküm, öteki dünyadaki bir durum bildiriyor. Ve fark edat düzeyinde de görünür: lâ havfün aleyhim (onların üzerine korku yok) — âmene alâ havfin (korku üzere iman etti).
فِتْنَة — kök ف-ت-ن: altını ateşte eritip saf olanı ayırmak. Kelime dizinde işlendi; çekirdek anlam sınama, yakıcı ayıklamadır.
Ve duanın kuruluşu kaydedilmelidir: lâ tec'alnâ fitneten li'l-kavmi'z-zâlimîn — "bizi zalim topluluk için bir fitne kılma."
| Okuma | Ne isteniyor |
|---|---|
| 1 | Onların eline düşürme — bize işkence etmelerine izin verme |
| 2 | Bizi onlar için bir sınama malzemesi yapma — bize bakıp "hak olsaydı başlarına gelmezdi" demesinler |
| 3 | Bizi onların yoluyla sınama — zulümleri bizim için deneme olmasın |
Ve seksen üçüncü ayetteki kelime ile bağ kaydedilmelidir: orada korkulan şey en yeftinehüm idi. Yani seksen üçüncü ayette korkulan şey, seksen beşinci ayette dua konusu oluyor. Sûre içinde doğrulanabilir bir bağdır.
فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ — ve tevekkül sûrede iki kez geçiyor: yetmiş birinci ayette Nûh'un ağzında (fe-alallâhi tevekkeltü), burada Mûsâ'nın ağzında ve kavminin cevabında. Aynı fiil, iki peygamber, aynı konumda: karşı taraf güçlüyken.