نَارُ ٱللَّهِ ٱلْمُوقَدَةُ
Beşinci ayetteki sorunun cevabı burada başlıyor. Cümle isim cümlesidir; mübtedası (gizli) hiye ya da doğrudan bir haber cümlesidir: "[O,] Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir."
Ateş, Allah ismine izafe edilmiş (tamlanmış). Bu tercih üzerinde durmak gerekir, çünkü Kur'an cehennem ateşinden söz ederken bu tamlamayı her yerde kullanmaz.
Bir — tazim ve teşdid. Bir şeyin Allah'a izafe edilmesi Arapçada onun büyüklüğünü bildirir. "Allah'ın ateşi" ifadesi, bu ateşin bilinen ateşlerden farklı bir mertebede olduğunu söyler.
İki — dünyadaki ateşten ayırmak. Muhatap "ateş" dendiğinde bildiği şeyi düşünecektir. Tamlama, o düşünceyi keser.
Bir üçüncü izah daha var ve bunu kendi okumam olarak ekliyorum: sûre boyunca sahiplik meselesi işleniyordu. Adam malı topladı, saydı, kendisinin saydı, ondan kalıcılık bekledi. Ateşin sahibinin adıyla anılması, bu sahiplik dizisinin sonuna konmuş bir cümledir. Malın kime ait olduğu tartışmalıydı; ateşin kime ait olduğu tartışmasızdır.
el-Mûkade, ef'ale babından ism-i mef'ûldür: tutuşturulmuş, yakılmış. Yani kendiliğinden yanan değil, yakılan. Ateşin bir yakıcısı vardır.
İki ayeti yan yana koymak öğreticidir: insanın tutuşturduğu ateş söndürülür; Allah'ın tutuşturduğu ateş için böyle bir şey söylenmez.
Ve Bakara 2/24 ile bağlantı bir başka şey daha söyler: yakıtın insanın kendisi olması. Kişi malı topluyordu; sonunda yakıt oluyor.