قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
Kālû yâ Lûtu innâ rusülü rabbike len yasılû ileyk, fe-esri bi-ehlike bi-kıt'ın mine'l-leyli ve lâ yeltefit minküm ehadün ille'mraeteke innehû musîbühâ mâ esâbehüm, inne mev'ıdehümü's-subh, e-leyse's-subhu bi-karîb
"Dediler ki: 'Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz; onlar sana asla ulaşamayacaklar. Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar ve içinizden hiç kimse arkasına dönüp bakmasın — karın hariç; ona da onlara isabet eden isabet edecektir. Onların vaat edilen vakti sabahtır. Sabah yakın değil mi?'"
| Ayet | Lût'un eksiği | Gelen karşılık |
|---|---|---|
| 80 | Kuvveten — güç | Len yasılû ileyk — onlar sana ulaşamayacak |
| 80 | Ruknin şedîd — dayanak | İnnâ rusülü rabbik — Rabbinin elçileri |
س-ر-ي kökü: gece yürümek. Kök İsrâ 17/1'de (sübhâne'llezî esrâ bi-abdihî leylâ) sûrenin adı vesilesiyle geçti.
ق-ط-ع kökü: kesmek. Kıt' — bir parça, kesilmiş bölüm. Yani bi-kıt'ın mine'l-leyl — "geceden bir parçada".
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: emir bir saat vermiyor; gecenin bir bölümü deniyor. Ve zaman sınırı ayetin sonunda başka bir yerden geliyor: inne mev'ıdehümü's-subh.
ل-ف-ت kökü: bir şeyi yönünden çevirmek, döndürmek. İltifât (VIII. bâb) — başını çevirip arkaya bakmak. Ve Arap belâgatinde iltifât, hitabın yön değiştirmesi için kullanılan terimin de kaynağıdır — dizinde birçok yerde geçti.
KURAL gereği: arkaya bakmanın neden yasaklandığı Kur'an'da söylenmiyor. Klasik kaynaklarda verilen izahlar tahmindir; girmiyorum.
Bu istisnada bir kıraat farkı vardır ve fark, istisnanın neye bağlandığını değiştirir. Tabloyla veriyorum:
| Okuyuş | İ'râb | İstisna neye bağlı | Anlam |
|---|---|---|---|
| ille'mraetekE (mansûb) | Ehlten istisna | Fe-esri bi-ehlik | "Aileni yola çıkar — karın hariç" |
| ille'mraetükE (merfû) | Ehadden istisna | Ve lâ yeltefit minküm ehad | "Kimse arkasına bakmasın — karın hariç; o baktı" |
| Birinci okuyuş | İkinci okuyuş | |
|---|---|---|
| Kadın yola çıktı mı | Hayır — baştan dışarıda | Evet — ama arkasına baktı |
| Cümlenin devamıyla uyumu | İnnehû musîbühâ mâ esâbehüm — ikisiyle de uyumlu | Aynı |
Ve iki okuyuş da aynı sonuca varıyor: musîbühâ mâ esâbehüm — "onlara isabet eden ona da isabet edecek."
Ve bu, Tahrîm 66/10'da işlenen ilkeyle bağlanıyor (Nûh'un ve Lût'un eşleri). Oraya dayanıyorum. Ve sûrenin kırk altıncı ayetiyle aynı hattadır: yakınlık, kapsamı belirlemiyor.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle bir bilgi vermiyor; bir teselli veriyor. Ve muhatabı Lût'tur — yani beklemesi istenen taraf.
Ve bu, sûrenin son ayetlerindeki ventazırû innâ müntazırûn (122) ile aynı alandadır. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.