قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ
Kul li-ıbâdiye'llezîne âmenû yukīmü's-salâte ve yünfikū mimmâ razaknâhüm sirran ve alâniyeten min kabli en ye'tiye yevmün lâ bey'un fîhi ve lâ hılâl
"İman eden kullarıma söyle: namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler — ne alışverişin ne de dostluğun bulunduğu bir gün gelmeden önce."
Cümlenin kuruluşu Arapçada dikkat çeker. Emir doğrudan kullara verilmiyor; Peygamber'e "söyle" deniyor, sonra fiiller cezm hâlinde geliyor: yukīmû, yünfikū.
| # | İzah | Gerekçe |
|---|---|---|
| 1 | Fiiller, gizli bir emrin cevabıdır: "söyle ki kılsınlar" | Şart-cevap yapısı |
| 2 | Fiiller emir kipinin gâib biçimidir: "kılsınlar" | Lâm-ı emrin düşmesi |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bağlacın ve olmasıdır: ayet gizli vermeyi açıktan vermeye üstün tutmuyor; ikisini de emrediyor. İkisi arasında bir tercih kurulsaydı bağlaç ev (veya) olurdu.
Bakara 2/271'de aynı mesele işlendi (in tübdü's-sadakâti fe-niimmâ hiye ve in tuhfûhâ… fe-hüve hayrun leküm). Oraya dayanıyorum ve tekrarlamıyorum.
- بَيْع — kök ب-ي-ع: alışveriş, karşılıklı el değiştirme. Yani bedel ile yürüyen ilişki.
- خِلَال — kök خ-ل-ل: aralık, iki şeyin arası. Halîl — dost; dilciler kelimeyi "sevgisi kişinin içine sızmış olan" diye açıklar (tehallele — aralara girdi). Yani hatır ile yürüyen ilişki.
İkisinin bir arada olumsuzlanması kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: dünyada bir şeyi elde etmenin iki yolu vardır — ödeyerek ya da tanıdık aracılığıyla. Ayet ikisini de kapatıyor. Cümle bir eksiği değil, bir bütünlüğü bildiriyor.
Ve halîl kelimesi bir sonraki bloğun konusuyla bağlanıyor: sûrenin adını aldığı İbrâhim, Kur'an'da halîlullâh diye anılır (Nisâ 4/125 — bu sûre dizinde henüz işlenmedi, yalnız kelime bağı için anıyorum). Kelimenin burada olumsuzlanması ile İbrâhim'in duasının beş ayet sonra gelmesi arasında bir bağ kurmuyorum; yalnız kelimenin sûredeki yerini kaydediyorum.