رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
Rubbe Arapçada bir azlık edatıdır. Dilcilerin klasik tarifi şudur: rubbe "az olan" için, kem "çok olan" için kullanılır. Rubbe raculin lakītühû — "nice adam vardır ki karşılaştım" (ama az sayıda).
Ve mâ eklendiğinde edat, isimden fiile bağlanabilir hâle gelir — rubbe normalde yalnız isme girer; mâ ona fiil cümlesinin kapısını açar. Dilciler buna mâ-yı kâffe (engelleyici mâ) der.
Şimdi asıl mesele: ayet, inkâr edenlerin bu pişmanlığı duyacağını bildiriyor. Ve bunu bir azlık edatıyla söylüyor. Neden?
| # | İzah | Gerekçe |
|---|---|---|
| 1 | Rubbe Arapçada çokluk için de kullanılır; edat her iki yönde de işler | Şiir örnekleri nakledilir |
| 2 | Edat burada tehdit bildiriyor: az bile olsa böyle bir an gelecek — ve o an dayanılmaz olacak | Bağlam |
| 3 | Azlık gerçektir: pişmanlık sık değil, ama belirli birkaç anda (ölüm ânı, hesap ânı, ateşe girildiği an) yaşanacak | Kur'an'daki başka pişmanlık sahneleri |
Kaydedilebilecek bir dizim verisi var ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: Arapçada bir azlık edatı, beklenmedik bir haberle birlikte kullanıldığında küçültme değil, hafife alınamazlık üretir. Cümle "çok pişman olacaklar" deseydi bir tahmin gibi durur; "az da olsa pişman olacaklar" dediğinde, o azın ağırlığı okuyucuya bırakılıyor.
Ve fiil kaydedilmelidir: yeveddü — kök و-د-د: sevmek, arzu etmek, temenni etmek. Kelime Meryem 19/96'da ve Mümtehine 60/7'de (meveddet) işlendi. Oraya dayanıyorum.
Yani söylenen şey bir bilgi edinmeleri değil — bir isteğin doğması. Cümlenin fiili, zihinle değil arzuyla ilgilidir.