قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ · قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ · إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ · إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Kāle fe-mâ hatbüküm eyyühe'l-mürselûn · Kālû innâ ürsilnâ ilâ kavmin mücrimîn · İllâ âle Lûtın innâ le-münaccûhüm ecmaîn · İlle'mraetehû kaddernâ innehâ le-mine'l-ğâbirîn
"Dedi ki: 'Peki asıl işiniz nedir, ey elçiler?' · 'Biz suçlu bir topluluğa gönderildik · — ancak Lût ailesi hariç; onların hepsini kurtaracağız. · Karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.'"
خ-ط-ب kökü: söz söylemek, hitap etmek; ve buradan "üzerine söz söylenecek kadar önemli iş". Hutbe, hitâb, hâtıb aynı kökten.
Aynı soru Zâriyât 51/31'de birebir aynı kelimelerle geçer: kāle fe-mâ hatbüküm eyyühe'l-mürselûn. İki sûrede aynı cümle — doğrulanabilir bir tekrardır.
| Adım | İfade | Kapsam |
|---|---|---|
| 1 | İlâ kavmin mücrimîn | Bir topluluk |
| 2 | İllâ âle Lût | Bir aile çıkarılıyor |
| 3 | İlle'mraetehû | Aileden bir kişi geri konuyor |
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle iki kez daraltıyor, ikincisi birincinin içinden. Yani kurtuluş bir aile adına verilmiyor; aile adı verildikten sonra bile bir istisna kalıyor.
Ve Tahrîm 66/10'da Lût'un karısı için aynı çizgi işlendi — orada iki peygamber eşi örnek verilmiş ve nikâhın kurtarmadığı kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
Ve bir kıraat farkı nakledilir: kaddernâ (şeddeli) ve kadernâ (şeddesiz) okunuşları aktarılır; anlam farkı belirgin değildir. İmam adı vermiyorum.
ٱلْغَٰبِرِينَ — kök غ-ب-ر: geride kalmak; ve toz (ğabere — geçip gitti / geride kaldı). Dilciler kökün iki yönlü kullanıldığını kaydeder. Buradaki anlam "geride kalanlar"dır — helâk edilenlerle birlikte kalan.