Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 110-111. ayetler

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 110-111. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/110-111

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا فُتِنُوا۟ ثُمَّ جَٰهَدُوا۟ وَصَبَرُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ · يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Sümme inne rabbeke lillezîne hâcerû min ba'di mâ fütinû sümme câhedû ve saberû inne rabbeke min ba'dihâ le-ğafûrun rahîm · Yevme te'tî küllü nefsin tücâdilü an nefsihâ ve tüveffâ küllü nefsin mâ amilet ve hüm lâ yuzlemûn

"Sonra Rabbin, işkenceye uğradıktan sonra hicret eden, ardından cihat eden ve sabredenler için — Rabbin bütün bunlardan sonra elbette çok bağışlayan, çok merhamet edendir. · O gün her nefis gelip kendini savunmaya çalışır ve herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir; onlara haksızlık edilmez."

Üç fiil, tek sıra

Ayet üç fiili sümme ve vâv ile sıralıyor:

SıraFiilNe
1Hâcerû min ba'di mâ fütinûHicret — imtihandan sonra
2Sümme câhedûCihat
3Ve saberûSabır

Ve kırk birinci ayetle karşılaştırılmalıdır:

41-42. ayet110. ayet
Hicretin sebebiMin ba'di mâ zulimû — zulme uğradıktan sonraMin ba'di mâ fütinû — imtihandan / işkenceden sonra
Eklenen fiilSaberû ve alâ rabbihim yetevekkelûnCâhedû ve saberû
KapanışVe le-ecru'l-âhırati ekberLe-ğafûrun rahîm

Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum, dayanağı kapanışların farkıdır: kırk birinci ayet ödülle kapanıyor, yüz onuncu ayet bağışlamayla.

Ve bunun sebebi bağlamdadır: yüz onuncu ayet, yüz altıncı ayetteki ikrah bahsinin hemen ardından geliyor. Yani bağışlama kelimesinin seçimi, önceki dört ayetle bağlantılıdır. Bu bir gözlemdir ve iki ayetin arka arkalığına dayanıyor.

تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا — dördüncü ayete dönüş

Ve sûrenin en açık halkalarından biri burada tamamlanıyor.

Dördüncü ayette insan hasîmun mübîn (apaçık tartışmacı) diye adlandırılmıştı. Yüz on birinci ayette aynı fiil, tartışmanın son sahnesi için kullanılıyor: tücâdilü an nefsihâ — "kendini savunur."

AyetKelimeKökNeyin için tartışıyor
4Hasîmun mübînخ-ص-مBelirtilmemiş — vasıf olarak
111Tücâdilü an nefsihâج-د-لKendisi için
125Ve câdilhüm billetî hiye ahsenج-د-لBaşkasıyla, en güzel biçimde

Üç geçiş de metinden doğrulanabilir ve sûrenin üç ayrı yerinde duruyor.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağım bu üçlemedir: sûre tartışmayı önce bir vasıf olarak tespit ediyor (4), sonra o vasfın en çaresiz hâlini gösteriyor (111) — kişi kendini savunuyor ve savunma işe yaramıyor, sonunda aynı eğilime bir yön veriyor (125).

Yani sûre, insanın en belirgin özelliğini ne yok sayıyor ne yasaklıyor; onu bir işe koşuyor.

Ve Kehf 18/54'te (eksera şey'in cedelâ) kaydedilen çizgi burada tamamlanıyor: orada "eğilim tespit ediliyor, sonra sınır konuyor" denmişti. Nahl'de eğilim tespit ediliyor, sonucu gösteriliyor, ve bir usul veriliyor.


Nahl sûresinin tamamı