Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 14. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 14. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/14

وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ve hüve'llezî sehhara'l-bahra li-te'külû minhü lahmen tariyyen ve testahricû minhü hılyeten telbesûnehâ, ve tera'l-fülke mevâhira fîhi ve li-tebteğû min fadlihî ve lealleküm teşkürûn

"Denizi de sizin hizmetinize veren O'dur: ondan taze et yiyesiniz, takınacağınız süs eşyası çıkarasınız diye. Gemileri de orada suyu yararak giderken görürsün — O'nun lütfundan arayasınız ve şükredesiniz diye."

Fâtır ile birebir örtüşme

Bu cümlenin ilk yarısı Fâtır (Melâike) 35/12'de neredeyse aynı kelimelerle geçti: ve min küllin te'külûne lahmen tariyyen ve testahricûne hılyeten telbesûnehâ. Oraya dayanıyorum.

Ve Fâtır bölümünde kaydedilen şey buraya taşınabilir: iki deniz eşit değildir, ama her ikisinden de yarar sağlanır — ayet eşitsizliği söyledikten sonra ortak faydayı anıyordu.

Buradaki fark kaydedilmelidir ve iki ayet aynı işi yapmıyor:

Fâtır 35/12Nahl 16/14
Cümlenin işiKarşılaştırmave mâ yestevi'l-bahrânSayım — nimet listesinin bir kalemi
Deniz sayısıİki — tatlı ve tuzluBirel-bahr, cins
EklenenVe terâ'l-fülke fîhi mevâhirMevâhir kelimesi Nahl'e özgü

مَوَاخِر — kök: م-خ-ر

Kökün somut anlamı dilcilerce şöyle verilir: suyu yarmak, yararak ilerlemek ve bu sırada ses çıkarmak. Mahr — geminin suyu yarması; mâhira — yaran.

Kelimenin resmi kaydedilmeye değer: ayet gemiyi "yüzen" ya da "giden" diye anmıyor. Yaran diye anıyor.

Ve bir gözlem olarak veriyorum: yedinci ayette insanın kendi canını yararak (bi-şıkkı'l-enfüs) yol aldığı söylenmişti. Burada denizi yaran gemi anılıyor. İki ayet arasında ortak olan şey yarma fikridir; ama biri insanın kendisinde, öteki suda gerçekleşiyor. Bunu bir kök benzerliği iddiası olarak değil — kökler farklıdır (ش-ق-ق ve م-خ-ر) — bir resim benzerliği olarak kaydediyorum.

Dört gaye, iki kalıp

Ayet dört gaye sayıyor:

GayeİfadeKalıp
1Li-te'külû lahmen tariyyâLâm + fiil
2Ve testahricû hılyetenÖncekine bağlı
3Ve li-tebteğû min fadlihLâm + fiil — tekrarlanmış
4Ve lealleküm teşkürûnLealle — umut / gaye edatı

Kaydedilmeye değer: üçüncü gayede lâm tekrarlanıyor. Dilciler bu tekrarın araya giren cümleden (ve tera'l-fülke mevâhira fîh) sonra bağı yeniden kurmak için olduğunu kaydeder.

Ve son gayenin kalıbı değişiyor: lealle. Bu, dördüncü maddeyi ötekilerden ayırıyor — ilk üçü sonuç, dördüncüsü beklenen karşılık.

Rûm 30/46'da aynı ayrım işlenmişti: ve min âyâtihî dizisinin son halkası ve lealleküm teşkürûn ile bitiyordu ve orada kaydedilmişti — dizi anlama fiilleriyle kuruluyor, ayrılan halka bir karşılık fiiliyle bitiyor. Oraya dayanıyorum ve aynı yapının burada tek bir ayetin içinde bulunduğunu kaydediyorum.


Nahl sûresinin tamamı