وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Ve hüve'llezî sehhara'l-bahra li-te'külû minhü lahmen tariyyen ve testahricû minhü hılyeten telbesûnehâ, ve tera'l-fülke mevâhira fîhi ve li-tebteğû min fadlihî ve lealleküm teşkürûn
"Denizi de sizin hizmetinize veren O'dur: ondan taze et yiyesiniz, takınacağınız süs eşyası çıkarasınız diye. Gemileri de orada suyu yararak giderken görürsün — O'nun lütfundan arayasınız ve şükredesiniz diye."
Bu cümlenin ilk yarısı Fâtır (Melâike) 35/12'de neredeyse aynı kelimelerle geçti: ve min küllin te'külûne lahmen tariyyen ve testahricûne hılyeten telbesûnehâ. Oraya dayanıyorum.
Ve Fâtır bölümünde kaydedilen şey buraya taşınabilir: iki deniz eşit değildir, ama her ikisinden de yarar sağlanır — ayet eşitsizliği söyledikten sonra ortak faydayı anıyordu.
| Fâtır 35/12 | Nahl 16/14 | |
|---|---|---|
| Cümlenin işi | Karşılaştırma — ve mâ yestevi'l-bahrân | Sayım — nimet listesinin bir kalemi |
| Deniz sayısı | İki — tatlı ve tuzlu | Bir — el-bahr, cins |
| Eklenen | Ve terâ'l-fülke fîhi mevâhir | Mevâhir kelimesi Nahl'e özgü |
Kökün somut anlamı dilcilerce şöyle verilir: suyu yarmak, yararak ilerlemek ve bu sırada ses çıkarmak. Mahr — geminin suyu yarması; mâhira — yaran.
Kelimenin resmi kaydedilmeye değer: ayet gemiyi "yüzen" ya da "giden" diye anmıyor. Yaran diye anıyor.
Ve bir gözlem olarak veriyorum: yedinci ayette insanın kendi canını yararak (bi-şıkkı'l-enfüs) yol aldığı söylenmişti. Burada denizi yaran gemi anılıyor. İki ayet arasında ortak olan şey yarma fikridir; ama biri insanın kendisinde, öteki suda gerçekleşiyor. Bunu bir kök benzerliği iddiası olarak değil — kökler farklıdır (ش-ق-ق ve م-خ-ر) — bir resim benzerliği olarak kaydediyorum.
| Gaye | İfade | Kalıp |
|---|---|---|
| 1 | Li-te'külû lahmen tariyyâ | Lâm + fiil |
| 2 | Ve testahricû hılyeten | Öncekine bağlı |
| 3 | Ve li-tebteğû min fadlih | Lâm + fiil — tekrarlanmış |
| 4 | Ve lealleküm teşkürûn | Lealle — umut / gaye edatı |
Kaydedilmeye değer: üçüncü gayede lâm tekrarlanıyor. Dilciler bu tekrarın araya giren cümleden (ve tera'l-fülke mevâhira fîh) sonra bağı yeniden kurmak için olduğunu kaydeder.
Ve son gayenin kalıbı değişiyor: lealle. Bu, dördüncü maddeyi ötekilerden ayırıyor — ilk üçü sonuç, dördüncüsü beklenen karşılık.
Rûm 30/46'da aynı ayrım işlenmişti: ve min âyâtihî dizisinin son halkası ve lealleküm teşkürûn ile bitiyordu ve orada kaydedilmişti — dizi anlama fiilleriyle kuruluyor, ayrılan halka bir karşılık fiiliyle bitiyor. Oraya dayanıyorum ve aynı yapının burada tek bir ayetin içinde bulunduğunu kaydediyorum.