Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 35. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 35. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/35

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

Ve kāle'llezîne eşrakû lev şâellâhu mâ abednâ min dûnihî min şey'in nahnü ve lâ âbâünâ ve lâ harramnâ min dûnihî min şey', kezâlike feale'llezîne min kablihim, fe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğu'l-mübîn

"Ortak koşanlar dediler ki: 'Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmezdik; O'nsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Elçilere düşen, apaçık tebliğden başka bir şey midir?"

Dokuzuncu ayetin cümlesi geri geliyor

Dokuzuncu ayette metin şunu söylemişti: ve lev şâe le-hedâküm ecmaîn — "dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi."

Otuz beşinci ayette aynı cümle, aynı kalıpta, ama muhatabın ağzından geliyor: lev şâellâhu mâ abednâ min dûnihî min şey'.

Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve dokuzuncu ayette işaret edilmişti. Şimdi karşılaştırma yapılabilir:

9. ayet35. ayet
Kim söylüyorMetinOrtak koşanlar
KalıpLev şâe le-hedâkümLev şâellâhu mâ abednâ
YönüOlumlu — hidayet verilebilirdiOlumsuz — kulluk etmezdik
İşiBir bilgiBir savunma
Ardından ne geliyorSayım sürüyorFe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğ

Ve ayetin verdiği cevap kaydedilmelidir, çünkü iddiayı reddetmiyor.

Cevap şu: fe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğu'l-mübîn — "elçilere düşen apaçık tebliğden başka bir şey midir?"

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cevabın kendisidir: ayet, "Allah dileseydi" cümlesinin doğru olmadığını söylemiyor — nitekim dokuzuncu ayette benzerini kendisi söylemişti. Söylediği şey, o cümlenin bir sorumluluk boşaltma aracı olarak kullanılamayacağıdır.

Yani reddedilen şey önerme değil, önermenin işlevi.

Zuhruf 43/20'de aynı savunma birebir geçer (lev şâe'r-rahmânü mâ abednâhüm) ve orada işlendi: iddianın bilgisizce (in hüm illâ yahrusûn) kurulduğu kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.

ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ — sorumluluk sınırı

Bu terkip dizinde birçok yerde işlendi: Ahkāf 46/35'te (belâğ), Fâtır (Melâike) 35/19-23'te, Zümer 39/41'de (ve mâ ente aleyhim bi-vekîl), Rûm 30/52-53'te. Tekrarlamıyorum.

Buraya ait olan, terkibin sûredeki ikinci geçişi olduğudur: seksen ikinci ayette bir kez daha gelecek (fe-innemâ aleyke'l-belâğu'l-mübîn). Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve ikisi de bir itirazın hemen ardından duruyor.


Nahl sûresinin tamamı