إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Ayet, otuz sekizinci ayetteki inkâra (lâ yeb'asüllâhu men yemût) verilen son cevaptır. Ve cevap bir delil değil, bir tarif.
| Parça | Ne yapıyor |
|---|---|
| İnnemâ | Hasr — "yalnızca, ibaret" |
| Kavlünâ li-şey'in izâ eradnâh | Şart: irade önce |
| En nekūle lehû kün | Tek kelime |
| Fe-yekûn | Sonuç — aynı kökten |
Kalıp Kur'an'da sekiz yerde geçer ve dizinde Yâsîn 36/82'de (innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekūle lehû kün fe-yekûn) ayrıntılı işlendi. Oraya dayanıyorum.
| Yâsîn 36/82 | Nahl 16/40 | |
|---|---|---|
| Anahtar kelime | İnnemâ emruhû — emri | İnnemâ kavlünâ — sözümüz |
| Şahıs | Üçüncü — emruhû, erâde | Birinci çoğul — kavlünâ, eradnâ |
| Sûredeki yeri | Son ayetlerden — kapanış | Bloğun sonu — geçiş |
Ve bir kayıt daha: birinci ayette emrullâh geçmişti. Kırkıncı ayette aynı fikir kavl kelimesiyle veriliyor. Sûre içinde doğrulanabilir bir örtüşmedir.
Kıraat kaydı: fe-yekûn kelimesinin bazı kıraatlerde fe-yekûne (mansûb) okunduğu nakledilir; bu okuyuşta cümle en nekūleye atfedilir. Anlamda esaslı bir değişiklik olmadığı kaydedilir.