أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخْسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ · أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِى تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ · أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Efe-emine'llezîne mekerü's-seyyiâti en yahsifallâhu bihimü'l-arda ev ye'tiyehümü'l-azâbü min haysü lâ yeş'urûn · Ev ye'huzehüm fî tekallübihim fe-mâ hüm bi-mu'cizîn · Ev ye'huzehüm alâ tehavvüf, fe-inne rabbeküm le-raûfun rahîm
"Kötülük tuzağı kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden ya da hiç ummadıkları yerden azabın gelmesinden emin mi oldular? · Yahut dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalamasından — onlar bunu engelleyemezler. · Yahut korkuta korkuta yakalamasından. Rabbiniz gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir."
| Sıra | İhtimal | Türü |
|---|---|---|
| 1 | Yahsifallâhu bihimü'l-ard | Yerin yutması — ani, bütünsel |
| 2 | Ye'tiyehümü'l-azâbü min haysü lâ yeş'urûn | Hesaplanmayan yerden — ani, beklenmedik |
| 3 | Ye'huzehüm fî tekallübihim | İş üstünde — gündelik hayatın içinde |
| 4 | Ye'huzehüm alâ tehavvüf | Korku üzere — yavaş, azalta azalta |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu sıralamadır: liste en ani olandan en tedricî olana doğru gidiyor. İlk ikisi bir anda olur; üçüncüsü hareket hâlindeyken; dördüncüsü ise zamana yayılmıştır.
Ve şu kaydedilmelidir: yirmi altıncı ayette ve etâhümü'l-azâbü min haysü lâ yeş'urûn zaten geçmişti — geçmiş bir kavim hakkında. Burada aynı cümle bir ihtimal olarak geri geliyor. Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve bir örneği bir uyarıya çeviriyor.
تَقَلُّب — kök ق-ل-ب: çevirmek, döndürmek. V. bâbdan masdar: tekallüb, dönüp durmak, bir hâlden bir hâle geçmek. Dilciler burada özellikle ticaret için yollarda dönüp dolaşmayı kaydeder.
تَخَوُّف — kök خ-و-ف: korku. Kelimenin buradaki anlamı üzerinde ihtilaf vardır ve tabloya konmalıdır:
| Okuma | Alâ tehavvüf ne | Dayanağı |
|---|---|---|
| 1 | Korku içindeyken yakalanmak | Kökün yaygın anlamı |
| 2 | Azalta azalta yakalamak — tehavvüf, "eksiltmek" | Bazı Arap lehçelerinde tehavvefe fiilinin "eksiltti, kenarından yedi" anlamında kullanıldığı nakledilir |
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. İkinci okuma, yukarıdaki dört basamaklı sıralamaya daha iyi oturur — çünkü listenin sonunda tedricîlik beklenir. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum, bir tercih olarak değil.
| Ayet | Kapanış | Öncesinde ne var |
|---|---|---|
| 7 | İnne rabbeküm le-raûfun rahîm | Bir nimet — yük taşıyan hayvan |
| 47 | Fe-inne rabbeküm le-raûfun rahîm | Dört azap ihtimali |
Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır. Ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum, dayanağı bu iki bağlamdır: aynı iki isim, biri nimetin biri tehdidin ardından geliyor. Yani ayet, ertelemenin de aynı sıfattan geldiğini söylemiş oluyor — nitekim dört ihtimalin hiçbiri gerçekleşmemiştir.