Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 67. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 67. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/67

وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلْأَعْنَٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Ve min semerâti'n-nahîli ve'l-a'nâbi tettehızûne minhü sekeran ve rızkan hasenâ, inne fî zâlike le-âyeten li-kavmin ya'kılûn

"Hurma ağaçlarının ve üzümlerin ürünlerinden hem seker hem güzel bir rızık edinirsiniz. Akleden bir topluluk için bunda bir işaret vardır."

سَكَر — kelimenin anlamı ve ihtilaf

Kök: س-ك-ر. Kökün somut anlamı dilcilerce şöyle verilir: bir şeyin akışını kesmek, tıkamak. Sekera'n-nehra — nehrin önünü kapadı; buradan sekr — aklın önünün kesilmesi, sarhoşluk. Kökün aynı resmi Kur'an'ın başka bir yerinde de görülür: sükkiret ebsârunâ — "gözlerimiz perdelendi" (Hicr 15/15).

Kelimenin buradaki anlamı üzerinde ihtilaf vardır ve tabloya konmalıdır:

GörüşSeker neDayanağı
1Sarhoş edici içkiKökün en yaygın anlamı; ve ayetin rızkan hasenâ ile karşı karşıya koyması
2Sirke, pekmez, hoşaf gibi işlenmiş ürünlerBazı dilciler sekeri "meyveden yapılan şey" anlamında kaydeder
3Yenilen, yararlanılan şeyBazı lehçelerde sekerin "yiyecek" anlamına geldiği nakledilir

Üç görüş de nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Ve dizim bakımından kaydedilmesi gereken şudur: ayet iki şeyi vâv ile ayırıyor: sekeran ve rızkan hasenâ. Yani ikisi aynı şey değil. Ve yalnız ikincisine bir sıfat veriliyor: hasen (güzel).

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu sıfat asimetrisidir: birinciye sıfat verilmemesi, cümlenin ona bir değer biçmediğini gösteriyor. İkincisi ise açıkça "güzel" diye niteleniyor. Cümle, iki ürünü sayıyor ama ikisini eşitlemiyor.

Fıkhî hüküm verilmiyor. Klasik kaynaklarda bu ayetin içki hükmüyle ilişkisi uzun uzun tartışılmıştır; bu tefsirde o tartışmaya girilmiyor. Ayetin lafzî olarak yaptığı şey, iki ürünü ayırmak ve yalnız birine "güzel" demektir.

Sûre içinde tekrar

On birinci ayette en-nahîl ve el-a'nâb zaten sayılmıştı — ham hâliyle. Altmış yedinci ayette aynı ikili, işlenmiş ürünüyle dönüyor.

AyetİfadeHâli
11Yünbitü leküm bihi'z-zer'a ve'z-zeytûne ve'n-nahîle ve'l-a'nâbBitirilmiş — tabiatta
67Ve min semerâti'n-nahîli ve'l-a'nâbi tettehızûne minhİşlenmiş — insan eliyle

Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır. Ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum, dayanağı fiilin değişmesidir: on birinci ayette fiil yünbitüAllah bitiriyor. Altmış yedincide tettehızûnesiz ediniyorsunuz. Yani ikinci sayım, insanın elini de listenin içine alıyor.

Ve bu, sayımın bir maddesinin nasıl kötüye kullanılabileceğini de gösteriyor: aynı meyveden iki şey çıkıyor ve ikisi eşit değil. Sayım, verilenin nasıl kullanıldığını da kaydediyor.


Nahl sûresinin tamamı