وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمْ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
Vallâhu halakaküm sümme yeteveffâküm, ve minküm men yüraddü ilâ erzeli'l-umuri li-key lâ ya'leme ba'de ilmin şey'â, innallâhe alîmün kadîr
"Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır. İçinizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmez hâle gelsin diye ömrün en düşkün çağına döndürülür. Allah bilendir, gücü yetendir."
ر-ذ-ل kökü Şuarâ 26/111'de işlendi (ve'ttebeake'l-erzelûn): bir şeyin değersiz, aşağı, işe yaramaz olanı; erzel — ism-i tafdîl: en aşağı. Ve orada bu ayet zaten anılmıştı. Oraya dayanıyorum.
Ve Tîn 95/5'te (sümme radednâhü esfele sâfilîn) bu ayet ihtilaf tablosunda bir okumanın delili olarak kullanılmıştı: orada radde fiilinin "geri çevirme, iade" anlamı ve bu ayetteki kullanımı kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
Ve bunun sûre içinde bir karşılığı var. Yetmiş sekizinci ayet aynı ekseni ters yönden kuracak: ve'llâhu ahraceküm min butûni ümmehâtiküm lâ ta'lemûne şey'â.
| Ayet | İfade | Yön |
|---|---|---|
| 70 | Lâ ya'leme ba'de ilmin şey'â | Bilgiden bilgisizliğe — ömrün sonunda |
| 78 | Lâ ta'lemûne şey'â | Bilgisizlikten başlangıç — ömrün başında |
Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir örtüşmedir ve iki ayet arasında sekiz ayet var. Kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre, insan ömrünü iki uçtan da aynı kelimeyle (şey'â — hiçbir şey) sınırlıyor. Başlangıçta hiçbir şey bilinmiyor; sonda bilinen geri alınıyor. Ve arada verilen şey, yetmiş sekizinci ayette sayılacak: kulak, gözler, kalpler.
Rûm 30/54'te ömrün üç aşaması (zayıflık → güç → zayıflık ve saç ağarması) işlenmiş ve Ğâfir (Mü'min) 40/67'deki altı basamakla karşılaştırılmıştı. Oraya dayanıyorum ve buradaki farkı kaydediyorum: Rûm ve Gāfir aşamaları bedenle ölçüyor; Nahl bilgiyle.