Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 72. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 72. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/72

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ

Vallâhu ceale leküm min enfüsiküm ezvâcen ve ceale leküm min ezvâciküm benîne ve hafedeten ve razakaküm mine't-tayyibât, efe-bi'l-bâtıli yü'minûne ve bi-ni'metillâhi hüm yekfürûn

"Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerle rızıklandırdı. Şimdi bâtıla inanıp Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?"

مِّنْ أَنفُسِكُمْ

Terkip Rûm 30/21'de işlendi (en halaka leküm min enfüsiküm ezvâcen li-teskünû ileyhâ) ve orada ihtilaf tablolanmıştı: "aynı cins mi, soy mu". Oraya dayanıyorum.

Buraya ait olan fark kaydedilmelidir ve iki ayet aynı yere varmıyor:

Rûm 30/21Nahl 16/72
DevamıLi-teskünû ileyhâ ve ceale beyneküm meveddeten ve rahmeVe ceale leküm min ezvâciküm benîne ve hafedeh
Neye bağlanıyorİlişkinin niteliğine — sükûn, sevgi, merhametSoyun devamına — çocuklar, torunlar
KapanışLe-âyâtin li-kavmin yetefekkerûnEfe-bi'l-bâtıli yü'minûn

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: Rûm eşliği bir iç hâl üzerinden anıyor; Nahl bir devam üzerinden. İki ayet aynı olguyu iki ayrı yerinden tutuyor ve ikisi de nimet olarak sayılıyor.

حَفَدَة — kök: ح-ف-د

Kökün somut anlamı: hızlı hizmet etmek, koşuşturmak, yardıma seğirtmek. Hafede — hizmette çabuk davrandı.

Kelimenin anlamı üzerinde ihtilaf vardır ve tabloya konmalıdır:

GörüşHafede kimDayanağı
1TorunlarBenînden sonra gelmesi; nesil sırası
2Hizmet edenler, yardımcılarKökün asıl anlamı — koşuşturarak hizmet etme
3Damatlar / eşin önceki çocuklarıBazı dilcilerin naklettiği kullanım

Üç görüş de nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Ve kökün anlamı, ikinci görüşe bir çekicilik kazandırıyor — ama birinci görüş dizim bakımından daha yerleşiktir. Bunu bir gözlem olarak veriyorum, bir tercih olarak değil.

أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ

Ve soru bir karşıtlık üzerine kurulmuş:

FiilNesnesi
Yü'minûninanmakBi'l-bâtıl — bâtıla
Yekfürûninkâr etmekBi-ni'meti'llâh — Allah'ın nimetine

Dizim gözlemi olarak kaydediyorum: iki fiil de yer değiştirmiş durumda. İnanma fiili boş olana, inkâr fiili gerçek olana yönelmiş. Cümle bunu ayrıca söylemiyor; dizimle gösteriyor.

بَٰطِل — kök ب-ط-ل: boşa çıkmak, geçersiz olmak, yok olmak. Dilciler kökün "sabit olmayan, tutunamayan" anlamını kaydeder.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ب-ط-ل

Nahl sûresinin tamamı