وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ
Vallâhu ceale leküm min enfüsiküm ezvâcen ve ceale leküm min ezvâciküm benîne ve hafedeten ve razakaküm mine't-tayyibât, efe-bi'l-bâtıli yü'minûne ve bi-ni'metillâhi hüm yekfürûn
"Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerle rızıklandırdı. Şimdi bâtıla inanıp Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?"
Terkip Rûm 30/21'de işlendi (en halaka leküm min enfüsiküm ezvâcen li-teskünû ileyhâ) ve orada ihtilaf tablolanmıştı: "aynı cins mi, soy mu". Oraya dayanıyorum.
| Rûm 30/21 | Nahl 16/72 | |
|---|---|---|
| Devamı | Li-teskünû ileyhâ ve ceale beyneküm meveddeten ve rahme | Ve ceale leküm min ezvâciküm benîne ve hafedeh |
| Neye bağlanıyor | İlişkinin niteliğine — sükûn, sevgi, merhamet | Soyun devamına — çocuklar, torunlar |
| Kapanış | Le-âyâtin li-kavmin yetefekkerûn | Efe-bi'l-bâtıli yü'minûn |
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: Rûm eşliği bir iç hâl üzerinden anıyor; Nahl bir devam üzerinden. İki ayet aynı olguyu iki ayrı yerinden tutuyor ve ikisi de nimet olarak sayılıyor.
Kökün somut anlamı: hızlı hizmet etmek, koşuşturmak, yardıma seğirtmek. Hafede — hizmette çabuk davrandı.
| Görüş | Hafede kim | Dayanağı |
|---|---|---|
| 1 | Torunlar | Benînden sonra gelmesi; nesil sırası |
| 2 | Hizmet edenler, yardımcılar | Kökün asıl anlamı — koşuşturarak hizmet etme |
| 3 | Damatlar / eşin önceki çocukları | Bazı dilcilerin naklettiği kullanım |
Ve kökün anlamı, ikinci görüşe bir çekicilik kazandırıyor — ama birinci görüş dizim bakımından daha yerleşiktir. Bunu bir gözlem olarak veriyorum, bir tercih olarak değil.
| Fiil | Nesnesi |
|---|---|
| Yü'minûn — inanmak | Bi'l-bâtıl — bâtıla |
| Yekfürûn — inkâr etmek | Bi-ni'meti'llâh — Allah'ın nimetine |
Dizim gözlemi olarak kaydediyorum: iki fiil de yer değiştirmiş durumda. İnanma fiili boş olana, inkâr fiili gerçek olana yönelmiş. Cümle bunu ayrıca söylemiyor; dizimle gösteriyor.
بَٰطِل — kök ب-ط-ل: boşa çıkmak, geçersiz olmak, yok olmak. Dilciler kökün "sabit olmayan, tutunamayan" anlamını kaydeder.