رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُوا۟ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلْأَوَّٰبِينَ غَفُورًا
"Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer sâlih olursanız, şüphesiz O, dönüp duranlar için çok bağışlayıcıdır."
Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı ayetin konumudur: anne-babaya davranış, dışarıdan denetlenebilen bir alandır — söz, ses tonu, davranış. Ayet hemen ardından içeriye bakıyor: bimâ fî nüfûsiküm. Yani dış davranışın arkasındaki hâl anılıyor.
Kök Sâd'de birkaç yerde işlendi (Dâvûd ve Eyyûb için innehû evvâb) ve Kāf 50/32'de (li-külli evvâbin hafîz) geçti. Tekrarlamıyorum.
Kelimenin buradaki seçimi kaydedilmeye değer: ayet tâibîn (tövbe edenler) demiyor, evvâbîn diyor. Mübalağa kalıbı, dönüşün bir kez değil, tekrar tekrar olduğunu bildiriyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: anne-baba ilişkisi ömür boyu süren bir ilişkidir ve içinde tekrarlanan kusurlar olur. Seçilen kelime, tekrarlanan dönüşe yer açıyor.