وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ … إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًا رَّسُولًا
Ve mâ menea'n-nâse en yü'minû iz câehümü'l-hüdâ illâ en kālû e-beasallâhu beşeran rasûlâ · Kul lev kâne fi'l-ardı melâiketün yemşûne mutmainnîne le-nezzelnâ aleyhim mine's-semâi meleken rasûlâ · Kul kefâ billâhi şehîden beynî ve beyneküm, innehû kâne bi-ıbâdihî habîran basîrâ
"İnsanlara, kendilerine yol gösterici geldiğinde inanmalarını engelleyen şey, 'Allah bir insanı mı elçi gönderdi?' demelerinden başka bir şey olmadı. De ki: 'Yeryüzünde huzur içinde yürüyen melekler olsaydı, onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik.' De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları görendir.'"
| Ayet | Beşeran rasûlâ | Kim söylüyor |
|---|---|---|
| 93 | Hel küntü illâ beşeran rasûlâ | Peygamber — kabul olarak |
| 94 | E-beasallâhu beşeran rasûlâ | Muhataplar — itiraz olarak |
Aynı iki kelime, ardarda iki ayette, iki zıt ağızda. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: biri kendi hakkında söylüyor, öteki bunu bir kusur olarak öne sürüyor.
Aynı yöntem Furkān 25/7 ve 25/20'de işlenmişti (aynı ifade, biri kusur biri kaide olarak). Oraya dayanıyorum.
Kayıt kaydedilmelidir: yemşûne mutmainnîn — "huzur içinde yürüyen". Yani şart, yeryüzünde meleklerin yerleşik olarak yaşaması.
Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı şartın içeriğidir: ayet, elçinin muhatabıyla aynı cinsten olması gerektiğini söylüyor. Ve gerekçe verilmiyor — bir kural olarak konuyor.
Ve fiil kaydedilmeye değer: yemşûne (yürüyorlar). Furkān 25/7, 25/20 ve 25/63'te bu fiilin üç geçişi tablolanmıştı (itiraz, kaide, vasıf). İsrâ, aynı fiili bu kez melekler için kullanıyor — yani karşılaştırmanın ölçüsü olarak.
Ve sûrenin otuz yedinci ayetinde aynı fiil bir yasakta geçmişti: ve lâ temşi fi'l-ardı merahâ. Sûre, yürüme fiilini iki ayrı işte kullanıyor: bir yasakta ve bir varsayımda.
Kalıp (kefâ bi-) sûrede dördüncü kez geçiyor (14, 17, 65, 96) ve tablosu on dördüncü ayette verildi.
Aynı iki isim sûrede üç kez geçer: 17, 30, 96. Ve üçünde de aynı terkiple: bi-ıbâdihî habîran basîrâ (17, 30, 96 — 17'de bi-zünûbi ıbâdihî).
| Ayet | Neyin bilindiği |
|---|---|
| 17 | Bi-zünûbi ıbâdihî — günahlar |
| 30 | Bi-ıbâdihî — kullar (rızık bağlamında) |
| 96 | Bi-ıbâdihî — kullar (şahitlik bağlamında) |