وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَّقَامًا وَأَحْسَنُ نَدِيًّا
"Âyetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, inkâr edenler iman edenlere: 'İki topluluktan hangisinin makamı daha iyi, meclisi daha güzel?' derler."
نَدِىّ — kök ن-د-و: toplanma yeri, meclis. Kelime Ankebût 29/29'da (ve te'tûne fî nâdîkümü'l-münker) geçti; oraya dayanıyorum.
Ve ölçü olarak seçilen iki şey kaydedilmeye değer: makām (durulan yer, mevki) ve nediyy (meclis). Yani ölçü, konum ve çevredir.
Ahkāf 46/11'de (lev kâne hayran mâ sebekūnâ ileyh) ve Zuhruf 43/31'de aynı mantık işlendi: değerin, taşıyanın konumundan okunması. Oraya dayanıyorum.
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَٰثًا وَرِءْيًا (74) — ve cevap, aynı ölçüyle veriliyor: onlardan daha iyi eşyası ve görünüşü olanlar helâk edildi.
Esâs (ev eşyası) ve ri'y (görünüş) — iki kelime de dış görünüşe ait. Yani cevap, ölçüyü tartışmıyor; o ölçüde daha üstün olanların sonucunu gösteriyor. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum.
أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا · أَطَّلَعَ ٱلْغَيْبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَٰنِ عَهْدًا (77-78)
İki şıklı soru kaydedilmelidir: ettalea'l-ğaybe emi'ttehaze inde'r-rahmâni ahdâ — "gaybı mı gördü, yoksa Rahmân katından bir söz mü aldı?"
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: iddianın dayanabileceği yalnız iki yol sayılıyor ve ikisi de kapatılıyor. Ve aynı ifade (inde'r-rahmâni ahdâ) seksen yedinci ayette şefaat için tekrarlanacak. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.