2/275-276 — Ribâ: iki işlemin ayrıldığı yer
"Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların 'alışveriş de faiz gibidir' demeleri yüzündendir. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır."
رِبَا — kök ر-ب-و: artmak, yükselmek, kabarmak. Aynı kökten rabve (yüksek yer — 265. ayette geçti) ve terbiye gelir. Kelimenin kendisi "artış" demektir; haram kılınan şey artışın kendisi değil, hangi işlemden doğduğudur — nitekim aynı ayet alışverişteki kârı helâl sayıyor.
İtirazın kendisi ayette aktarılıyor: innemâ'l-bey'u mislü'r-ribâ — "alışveriş de faiz gibidir." Yani karşı taraf, iki işlemin sonucuna bakıp aynı saymaktadır: ikisinde de para artıyor.
Cevap, sonuca değil işlemin yapısına bakıyor. Klasik tefsirlerde ayrımın şu noktalarda kurulduğu nakledilir: alışverişte bir mal el değiştirir, risk vardır, taraflardan biri zarar edebilir; faizde ise artış zamana bağlı olarak baştan sabitlenir ve risk tek tarafta kalır.
Bunu geleneğinde yapılan izahlar olarak aktarıyorum ve fıkhî hüküm vermiyorum; faizin kapsamı ve çağdaş işlemlere uygulanışı ayrı bir tartışmadır ve mezhepler arasında farklar vardır.
Dizim tersine çeviriyor ve bunu kelimelerle yapıyor: yürbî fiili, ribâ ile aynı köktendir. Yani "artış" adını taşıyan şey için "eksiltme" fiili, karşılıksız verme için "artırma" fiili kullanılıyor. Ayet, iki işlemin adını birbiriyle değiştiriyor.
مَحْق — bir şeyin bereketinin silinmesi, azala azala yok olması. Ayın son evresine de dilciler mihâk der: görünürken eksilen.