2/63-66 — Dağ ve cumartesi
"Sizden söz almış, Tûr'u üzerinize kaldırmıştık: 'Size verdiğimizi kuvvetle tutun.'… İçinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Onlara 'aşağılık maymunlar olun' dedik."
خُذُوا۟ مَا ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ — "size verdiğimizi kuvvetle tutun". Kitabı elde tutmanın gevşek bir temas değil, tutuş gücü gerektirdiği söyleniyor. Gevşek tutulan şey elde kalmaz.
Olayın ayrıntısı A'râf sûresinde verilir (7/163): balıkların yalnızca cumartesi günü göründüğü bir sahil kasabası; yasak cumartesi avlanmayı yasaklıyor. Nakledilen çözüm şudur: cumartesi ağlar ve havuzlar hazırlanır, balıklar içine girer, pazar günü toplanır. Cumartesi avlanılmamıştır — teknik olarak.
Bu, sûrenin 59. ayetinde gördüğümüz şeyin tam örneğidir: orada verilen kelimenin yerine başka bir kelime konmuştu; burada verilen yasağın lafzı korunup gayesi iptal ediliyor. Yasağa uyulmuş görünüyor, yasak çalışmıyor.
Ve mekanizma aynı sûrenin 42. ayetindeki telbîs ile aynı: yalan söylemeye gerek yok, biçim korunuyor, işlev boşaltılıyor. Kur'an bu davranışı üç ayrı yerde, üç farklı örnekle işaretliyor — demek ki tek bir olay değil, bir tür tarif ediliyor.
- Gerçek dönüşüm — çoğunluğun görüşü; ifadenin zâhiri budur.
- Benzetme — bir kısım müfessir, kalplerin ve davranışların maymunlaştığını, yani taklitçiliğe ve hilekârlığa düştüğünü anlamıştır. Bu görüş erken dönemde de dile getirilmiştir.
Tercih belirtmiyorum. Ancak şunu kaydetmek gerekiyor: seçilen hayvan tesadüfi değildir. Maymun, taklit eden hayvandır — görüntüyü kopyalar, işlevi anlamaz. Yapılan şey de tam buydu: yasağın görüntüsü korunmuş, anlamı taklit edilmişti. Ceza, suçun kendi diliyle adlandırılıyor.