Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Tâhâ 42-44. ayetler

Kur'an · 20. sûre: Tâhâ · 42-44. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

20/42-44

ٱذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَٰتِى وَلَا تَنِيَا فِى ذِكْرِى · ٱذْهَبَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ · فَقُولَا لَهُۥ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ

İzheb ente ve ehûke bi-âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî · İzhebâ ilâ Fir'avne innehû tağâ · Fe-kūlâ lehû kavlen leyyinen leallehû yetezekkeru ev yahşâ

"'Sen ve kardeşin işaretlerimle gidin; beni anmakta gevşemeyin. · İkiniz Fir'avn'a gidin; çünkü o azdı. · Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır ya da korkar.'"

وَلَا تَنِيَا — gevşememek

و-ن-ي kökü — dizinde ilk kez burada geçiyor. Dilcilerin verdiği anlam: zayıflamak, gevşemek, bir işte yavaşlayıp duraklamak. Venâ fi'l-emr — işte ağırdan aldı. Kelime Kur'an'da yalnız burada geçer.

Ve yasağın konusu kaydedilmelidir: fî zikrî — "beni anmakta".

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı yasağın nesnesidir: iki elçiye verilen ölçü, görevde gevşememek değil — anmakta gevşememek. Yani sürekliliği istenen şey iş değil, işin bağlı olduğu şey.

Ve bu, yirmi dokuzuncu ayetteki talebin gerekçesiyle örtüşüyor (ve nezkürake kesîrâ). Mûsâ neyi gerekçe göstermişse, ona o emredilmiş oluyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir örtüşmedir.


Tâhâ sûresinin tamamı