وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ
Kök Târık'de çözümlendi. Orada verilen tarif: kökün asıl anlamı vurmak, dövmek, sert bir şeyle çarpmaktır. Tekrarlamıyorum.
| Kelime | Anlam | Bağ |
|---|---|---|
| طَرَقَ | Vurmak, çarpmak | Kökün çekirdeği |
| طَرِيق | Yol | Ayakların vura vura açtığı iz — dilcilerin verdiği izah |
| مِطْرَقَة | Çekiç | Vurma aleti |
| طَرِيقَة | Yol; ve bir şeyin üst üste konmuş katı/tabakası | İki dal |
| طَرَائِق | Tarîkanın çoğulu | Buradaki kelime |
| Okuma | Tarâik ne | Dayanağı |
|---|---|---|
| 1 | Yedi gök — semâvâtın yerine geçen bir adlandırma | Fevkaküm (üstünüzde) ve "yedi" sayısı; sûrenin 86. ayetinde es-semâvâti's-seb' açıkça geçiyor |
| 2 | Üst üste konmuş katlar / tabakalar | Tarîka kelimesinin "bir şeyin üstündeki kat" anlamı |
| 3 | Yollar — meleklerin ya da işlerin indiği yollar | Kökün asıl anlamı |
İhtilafı aktarıyorum; tercih dayatmıyorum. Birinci okumanın sûre içi bir dayanağı vardır ve bunu kaydediyorum: seksen altıncı ayet rabbü's-semâvâti's-seb' diyecek. Aynı sûre, aynı sayıyı iki ayrı kelimeyle anıyor.
Ve STYLE gereği bir sınır: bu ayet üzerinden atmosfer katmanları, gök cisimleri kuşakları ya da benzeri modern tasniflerle bir eşleştirmeye girmiyorum. Târık'de astronomi iddiaları için, Alak'de embriyoloji iddiaları için yazılan gerekçeler burada da geçerlidir. Kelimenin anlamı verilir; ötesi kurulmaz.
غ-ف-ل kökü: bir şeyden habersiz kalmak, aklından çıkarmak, dikkatini vermemek. Ğafle — dalgınlık; ğufl — üzerinde işaret bulunmayan, tanınmayan.
Dizim kaydedilmelidir: mâ künnâ — mâzî olumsuz, "olmadık". Yani hiçbir zaman. Ve ani'l-halkı öne alınmış (takdîm): "yaratılıştan — gafil değiliz."
Bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı cümlenin ayetteki yeridir: yedi kat anıldıktan sonra beklenen cümle bir kudret ifadesidir. Gelen cümle ise bir ilgi ifadesidir. Yani ayet büyüklükten değil, bırakılmamışlıktan söz ediyor.
Aynı fikir Fâtiha'de Rabb isminin çözümlenmesinde kaydedilmişti: "Rabb, çalışan bir düzenin adıdır; kurulup terk edilmiş bir saatin değil." Oraya dayanıyorum.
Ve el-halk kelimesinin kapsamı kaydedilmelidir: kelime hem "yaratma işi" hem "yaratılanlar" anlamına gelir; iki i'râb da nakledilir. Her iki durumda da hüküm aynı yere çıkar.