تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَٰلَمِينَ نَذِيرًا
Kök ب-ر-ك: dilcilerin verdiği çekirdek anlam bereke — devenin çökmesi, bir yere yerleşip sabit kalmak. Buradan bereket (kalıcı ve artan hayır) anlamı gelir. Kök Mülk 67/1'de (tebârake'llezî bi-yedihi'l-mülk) işlendi. Tekrarlamıyorum.
Kelime bu sûrede üç kez geçiyor: 1, 10, 61. Bu, metinden doğrulanabilir bir kalıptır ve üç geçişin konuları farklıdır: kitap, vaat, gökyüzü.
ف-ر-ق kökü: ayırmak, iki şeyin arasını açmak. Kök Duhân 44/4'te (yüfraku küllü emrin hakîm) ve Mürselât'de işlendi.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: kitaba verilen bu ad, içeriğini değil işlevini bildiriyor. Ve sûrenin tamamı bu işlevin uygulamasıdır: ayetler boyunca iki taraf, iki söz, iki yürüyüş, iki su, iki akıbet ayrılacak.
عَلَىٰ عَبْدِهِ — "kuluna". Sıfat kaydedilmeye değer: yedinci ayette gelecek itiraz tam da bu noktaya yönelecek — mâ li-hâze'r-rasûli ye'külü't-taâm. Ayet daha başta, gönderilenin kul olduğunu söylüyor.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ … وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا — takdîr: ق-د-ر kökü Kadr, Kamer 54/49 ve Zümer 39/67'de işlendi — çekirdek anlam ölçü. Tekrarlamıyorum.