28/36-42 — Fir'avn'ın kulesi ve ters çevrilen kelime
Ve kāle Fir'avnü yâ eyyühe'l-meleü mâ alimtü leküm min ilâhin ğayrî fe-evkıd lî yâ Hâmânü ale't-tîni fec'al lî sarhan lealli ettaliu ilâ ilâhi Mûsâ
"Fir'avn dedi ki: 'Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için çamurun üzerinde ateş yak (tuğla pişir) ve bana bir kule yap; belki Mûsâ'nın ilâhına çıkar bakarım.'"
Aynı talep Ğâfir (Mü'min) 40/36-37'de de geçti ve orada işlendi. İki ayet yan yana konabilir:
| Gāfir 40/36 | Kasas 28/38 | |
|---|---|---|
| Emir | İbni lî sarhâ | Evkıd lî … ale't-tîni fec'al lî sarhâ |
| Ayrıntı | Yok | Çamurun pişirilmesi — inşaat malzemesinin üretimi |
| Gerekçe | Leallî eblüğu'l-esbâb | Leallî ettaliu ilâ ilâhi Mûsâ |
Kasas'ta üretim aşaması da anılıyor. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: talep, bir mimarlık işi olarak ayrıntılandırılıyor — ve Ğâfir (Mü'min)'de kaydedilen şey burada daha da netleşiyor: iddia, bir mühendislik sorununa çevriliyor.
Cümlenin kuruluşu kaydedilmelidir: mâ alimtü — "bilmiyorum". İddia bir varlık hükmü olarak değil, kendi bilgisine dayandırılarak kuruluyor. Ğâfir (Mü'min) 40/29'da aynı yapı işlendi: mâ ürîküm illâ mâ erâ — "size ancak kendi gördüğümü gösteriyorum."
| Ayet | İfade | Kim |
|---|---|---|
| 5 | Ve nec'alehüm eimmeten | Güçsüz düşürülenler — önder kılınacaklar |
| 41 | Ve cealnâhüm eimmeten yed'ûne ile'n-nâr | Fir'avn ve çevresi — ateşe çağıran önderler |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: imâmet (öndelik) kelimesi tek başına bir değer bildirmiyor. Önde olmak bir konumdur; belirleyici olan, çağırdığı yerdir.