وَإِذَا سَمِعُوا۟ ٱللَّغْوَ أَعْرَضُوا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِى ٱلْجَٰهِلِينَ
"…Onlar, sabretmelerine karşılık iki kez ödüllendirilirler; kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. Boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirir ve şöyle derler: 'Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Selâm olsun size; biz cahillerle uğraşmayız.'"
Bu terkip Fussilet 41/34'te işlendi (idfa' billetî hiye ahsen) ve Ankebût 29/46'da tartışma alanına taşınmıştı. Üçüncü halka burada.
| Yer | Fiil | Alan |
|---|---|---|
| Fussilet 41/34 | İdfa' — د-ف-ع | Düşmanlık |
| Ankebût 29/46 | Lâ tücâdilû illâ billetî hiye ahsen | Tartışma |
| Kasas 28/54 | Yedraûn — د-ر-أ | Kötülük |
د-ر-أ kökü: itmek, geri savmak, önlemek. Dilciler kelimeyi özellikle bir şeyin önüne geçip engellemek için kullanır.
ل-غ-و kökü Vâkıa 56/25'te ayrıntılı çözümlendi (hesaba katılmayan, boşa giden söz) ve Fussilet 41/26'da bir taktik olarak geçmişti (velğav fîh — gürültü yapın). Tekrarlamıyorum.
| Parça | Ne yapıyor |
|---|---|
| Lenâ a'mâlünâ ve leküm a'mâlüküm | Ayrışma — hesabı ayırıyor |
| Selâmün aleyküm | Selâm — düşmanlık kurmuyor |
| Lâ nebteğı'l-câhilîn | Sınır — ilişkiyi aramıyor |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: cevap ne susmak ne karşılık vermektir — üçüncü bir yol. Ve ortasındaki selâm, ayrışmanın düşmanlığa dönüşmesini engelliyor.
Selâmün aleyküm ifadesinin bu bağlamdaki kullanımı Zuhruf 43/89'da (fasfah anhüm ve kul selâm) ile aynı hattadır — orada da ayrışma bir selâmla mühürleniyor.