فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ · وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِ ٱلْعُمْىِ عَن ضَلَٰلَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ
Fe-inneke lâ tüsmiu'l-mevtâ ve lâ tüsmiu's-summe'd-duâe izâ vellev müdbirîn · Ve mâ ente bi-hâdi'l-umyi an dalâletihim, in tüsmiu illâ men yü'minü bi-âyâtinâ fe-hüm müslimûn
"Sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönüp giderken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. Körleri de sapkınlıklarından çevirip yola getirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin; onlar teslim olmuş kimselerdir."
| Yer | İfade |
|---|---|
| Fâtır 35/22 | Ve mâ ente bi-müsmiin men fi'l-kubûr — kabirdekilere işittiremezsin |
| Zümer 39/19 | E-fe-ente tunkızü men fi'n-nâr |
| Zümer 39/41 | Ve mâ ente aleyhim bi-vekîl |
| Ahkāf 46/35 | Belâğ — tebliğ sınırı |
| Fâtır 35/8 | Fe-lâ tezheb nefsüke aleyhim haserât |
Fâtır (Melâike)'de bu sınırın sûre boyunca birkaç kez tekrarlandığı kaydedilmişti. Tekrarlamıyorum.
| Sıra | Kim | Neyi yapamıyor |
|---|---|---|
| 1 | el-Mevtâ — ölüler | İşitme — hiç |
| 2 | es-Summ — sağırlar | İşitme — ve ek şart: izâ vellev müdbirîn |
| 3 | el-Umy — körler | Yol bulma |
Ve ikinci maddedeki ek şart kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: ölüler ve körler için bir şart konmuyor. Sağırlar için konuyor: izâ vellev müdbirîn — "arkalarını dönüp giderken".
Yani sağırlığın kendisi yeterli sayılmıyor; sağır olup uzaklaşmak anılıyor. Dilciler bu kaydı genellikle şöyle açıklar: sağır bir kişi yüz yüzeyken işaretle anlayabilir; sırtını dönmüşse o kanal da kapanır. Bu izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum — ve dizim onu destekliyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayetin kapattığı şey duyu değil, yönelme. Ve bu, sûrenin otuzuncu ayetiyle örtüşüyor: orada emredilen şey ekım vecheke — yüzünü doğrultmaktı. Burada anlatılan, yüzünü çevirmiş olan.
Fussilet 41/4-5'te bu hattın bir başka aşaması işlenmişti: orada a'rada (yüz çevirdi) fiili lâ yesmeûn (işitmiyorlar) sonucundan önce geliyordu — yani işitmeme, yüz çevirmenin sonucuydu. Rûm 30/52 aynı sırayı koruyor: önce vellev müdbirîn, sonra işittirememe. İki sûre aynı sırayı kuruyor.
إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ — olumsuzlama + istisna. Arapçada bu yapı hasr bildirir. Ve Fâtır (Melâike) 35/18'de aynı sınırlama başka kelimelerle geçmişti (innemâ tünziru'llezîne yahşevne rabbehüm bi'l-ğayb): uyarının etkisi bir şarta bağlanıyor ve şart muhatabın tarafında.