وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ
Sûrenin dördüncü ve son ve'zkür emri. Ve bu kez abdenâ / ibâdenâ kaydı yok — doğrudan adlar veriliyor.
ٱلْيَسَع — Elyesa'. Kur'an'da iki yerde geçer: burada ve En'âm 6/86. Her ikisinde de bir liste içindedir.
ذَا ٱلْكِفْل — Zülkifl. Kur'an'da iki yerde geçer: burada ve Enbiyâ 21/85. Enbiyâ'daki geçişte İsmâil ve İdrîs'le birlikte anılır ve mine's-sâbirîn (sabredenlerden) diye nitelenir.
Adın anlamı üzerinde durulur: kifl — kök ك-ف-ل. Ve bu kök, yirmi üçüncü ayette geçmişti: ekfilnîhâ — "onu bana bırak, uhdeme ver."
| Görüş | Zülkifl ne demek |
|---|---|
| Pay sahibi | Kendisine iki kat pay verilen |
| Üstlenen | Bir sorumluluğu üzerine alan, söz verip tutan |
Kimliği hakkında klasik kaynaklarda çeşitli görüşler nakledilir ve bunlarda birlik yoktur. Ayrıntısına girmiyorum: Kur'an bu kişi hakkında ismi ve iki nitelemesi (mine'l-ahyâr burada, mine's-sâbirîn Enbiyâ 21/85'te) dışında bilgi vermiyor. Metnin sustuğu yerde susuyorum.
Aynı kelime, art arda iki ayette. Bu, metinden doğrulanabilir bir tekrardır ve peygamber bölümünü kapatan bir mühür işlevi görüyor.
On yedinci ayetten kırk sekizinciye kadar, otuz iki ayette dokuz peygamber anılıyor: Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, İbrâhim, İshak, Ya'kūb, İsmâil, Elyesa', Zülkifl.
| Ayetler | Kaç kişi | Kaç ayet | Kişi başına |
|---|---|---|---|
| 17-26 | 1 (Dâvûd) | 10 | 10 |
| 30-40 | 1 (Süleymân) | 11 | 11 |
| 41-44 | 1 (Eyyûb) | 4 | 4 |
| 45-47 | 3 | 3 | 1 |
| 48 | 3 | 1 | 1/3 |
Bu sayılabilir bir olgudur. Ve kendi okumam olarak kaydediyorum: bölüm hızlanarak bitiyor. İlk üç kıssa ayrıntılı, son altı ad neredeyse bir soluk. Anlatım bir listeye dönüşerek kapanıyor — ve hemen ardından, kırk dokuzuncu ayette, bütün bölüm tek kelimeyle adlandırılıyor: hâzâ zikr.
Ve dokuz adın hiçbiri için bir mucize listesi verilmiyor. Dâvûd'a dağlar ve kuşlar, Süleymân'a rüzgâr ve cinler anılıyor — ama bölümün kapanışında sayılan vasıflar bunlar değil: el, göz, yurdu hatırlamak, seçilmişlik, hayırlılık.