أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ · لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌ مَّبْنِيَّةٌ
"Hakkında azap sözü gerçekleşmiş olanı… sen mi ateştekini kurtaracaksın? Ama Rablerine karşı gelmekten sakınanlara, üst üste kurulmuş odalar vardır."
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: cümle bir sorumluluk sınırı çiziyor. Ahkāf 46/35'te aynı sınır belâğ (ulaştırma) kelimesiyle konmuştu; burada soru biçiminde geliyor. Ve sûrenin 41. ayetinde açıkça söylenecek: ve mâ ente aleyhim bi-vekîl.
Tasvirin seçimi kaydedilmeye değer: karşılık, bahçe ya da ırmakla değil — kat kat yapıyla anlatılıyor. Mebniyye (inşa edilmiş) sıfatı ayrıca konuyor.
Vâkıa'de cennet tasvirlerinin dili ve muhatabın hayatından seçilmesi ayrıntılı işlendi; oraya dayanıyorum. Burada ek olarak şu kaydedilebilir: kat kat ev, çölde değil şehirde değer taşıyan bir imgedir.