لَّوْ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا لَّٱصْطَفَىٰ مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ سُبْحَٰنَهُۥ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ
"Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan münezzehtir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır."
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin yapısıdır: ayet iddiayı doğrudan reddetmeden önce, iddianın kendi mantığı içinde sonucunu gösteriyor — böyle bir şey olsaydı, seçilen yine yaratılanlardan biri olurdu. Yani "çocuk" kavramı, yaratılmışlık kategorisinin dışına çıkamıyor.
ٱصْطَفَىٰ — kök ص-ف-و: saflaştırmak, ayıklayarak seçmek. Kökün ihlâs ile aynı alanda olduğu kaydedilmeye değer: sûrenin ilk üç ayeti hâlis kelimesiyle kurulmuştu (خ-ل-ص), burada ص-ف-و geliyor. İki kök de "karışıktan ayırma" resmi taşıyor.
ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّار — bu iki isim Ğâfir (Mü'min) 40/16'da birlikte işlendi. Oraya dayanıyorum.