إنا أنزلنا إليك الكتاب بالحق لتحكم بين الناس بما أراك الله ولا تكن للخائنين خصيما … · يستخفون من الناس ولا يستخفون من الله وهو معهم … · ومن يكسب خطيئة أو إثما ثم يرم به بريئا فقد احتمل بهتانا وإثما مبينا
İnnâ enzelnâ ileyke'l-kitâbe bi'l-hakkı li-tahküme beyne'n-nâsi bimâ erâkallâh, ve lâ tekün li'l-hâinîne hasîmâ … · Yestahfûne mine'n-nâsi ve lâ yestahfûne minallâhi ve hüve meahüm … · Ve men yeksib hatîeten ev ismen sümme yermi bihî berîen fe-kadi'htemele bühtânen ve ismen mübînâ
"Biz sana kitabı hak ile indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiğiyle hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma… İnsanlardan gizleniyorlar da Allah'tan gizlenmiyorlar; oysa O onlarla beraberdir… Kim bir hata ya da günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, büyük bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur."
Bu bloğun bir yargı olayına işaret ettiği kaynaklarda nakledilir. Bu tefsirde o olayın rivayet ayrıntıları aktarılmaz ve kişi adı verilmez.
Bir. Ayetlerin kendisi hiçbir ad vermiyor. El-hâinîn (hainler), ellezîne yahtânûne enfüsehüm (kendilerine hıyanet edenler), tâifetün minhüm (onlardan bir kesim), berîen (bir suçsuz) — metin baştan sona isimsizdir.
İki. Bu tefsirin genel tutumu. Aynı kayıt Nûr 24/11-20 bahsinde de düşülmüştü ve orada gerekçesi şöyle yazılmıştı:
"Bu sûrenin bizzat kendisi, adı geçen kişiler hakkında konuşmanın nasıl bir şey olduğunu konu ediniyor. Bir bölümün, işlediği ayetin yasakladığı şeyi yaparak yazılması tutarsızlık olur."
Hasîm — kök خ-ص-م: bir davada karşı tarafla çekişmek. Hasm — davada taraf; husûmet — çekişme. Ve hasîm, mübalağa kalıbındadır: davayı üstlenip savunan.
| Sıra | Cümle | Ne |
|---|---|---|
| 1 | Li-tahküme beyne'n-nâsi bimâ erâkallâh | Emir — hükmet |
| 2 | Ve lâ tekün li'l-hâinîne hasîmâ | Kayıt — taraf olma |
| 3 | Ve lâ tücâdil ani'llezîne yahtânûne enfüsehüm (107) | Kaydın tekrarı — savunma |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı elli sekizinci ayettir: orada izâ hakemtüm beyne'n-nâsi en tahkümû bi'l-adl denmişti. Yüz beşinci ayet aynı emri tekrar ediyor ve yanına, adaletin bozulduğu somut yeri koyuyor: taraf tutmak.
Ve Mâide 5/8'de aynı alan işlenmişti (ve lâ yecrimenneküm şeneânü kavmin alâ ellâ ta'dilû) ve orada kaydedilmişti: kin, insanı ya fazla yapmaya ya eksik yapmaya iter. Oraya dayanıyorum.
| Yer | Adaleti bozan | Yön |
|---|---|---|
| Mâide 5/8 | Şeneân — kin | Karşı tarafın aleyhine |
| Nisâ 4/105-107 | Husûmet — taraf olmak | Kendi tarafının lehine |
İki ayet, adaletin iki ayrı yönden bozulmasını konu ediyor. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum; dayanağı iki ayetin lafzıdır.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle, gizlenmenin imkânsızlığını değil, gizlenilen tarafın zaten yanında olduğunu söylüyor. Fiil değil, mesafe kaldırılıyor.
| Ayet | Cümle |
|---|---|
| 81 | Beyyete tâifetün minhüm ğayre'llezî tekūl … vallâhu yektübü mâ yübeyyitûn |
| 108 | İz yübeyyitûne mâ lâ yerdâ mine'l-kavl |
Aynı fiil, yirmi yedi ayet arayla iki kez. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır. Kelimenin resmi — gece kurmak — iki yerde de aynıdır.
| Sıra | Fiil | Ne oluyor |
|---|---|---|
| 1 | Yeksib hatîeten ev ismen | Fiil işleniyor |
| 2 | Sümme yermi bihî berîen | Suçsuza atılıyor |
| 3 | Fe-kadi'htemele bühtânen ve ismen mübînâ | İki yük birden yükleniyor |
Ve men yeksib ismen fe-innemâ yeksibühû alâ nefsih — "Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur." (4/111)
| Ayet | Fiil | Yük nereye gidiyor |
|---|---|---|
| 111 | Yeksib ismen | Alâ nefsih — kendi üzerine |
| 112 | Yeksib … sümme yermi bihî berîen | İki katına çıkıyor — bühtânen ve ismen mübînâ |
İki ayet arka arkaya ve ikincisi birincinin üzerine bir kalem daha ekliyor. Bu, sayılabilir bir olgudur.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin lafzıdır: günah kendi üzerinde kaldığında tek kalemdir; başkasına atıldığında iki kalem olur — atılan günah ve iftiranın kendisi.
ب-ه-ت kökü: şaşkına çevirmek, donduracak kadar sarsmak. Bühite — donup kaldı. Yani bühtân, muhatabı karşısında donduran iftiradır: söylenen şey o kadar uzaktır ki cevap verilemez.
| Kelime | Kök | Ne bildirir |
|---|---|---|
| كَذِب (kizb) | ك-ذ-ب | Gerçeğe uymayan söz |
| إِفْك (ifk) | أ-ف-ك | Ters çevrilmiş olan — yönü döndürülmüş |
| بُهْتَان (bühtân) | ب-ه-ت | Muhatabı donduran iftira |
Ve Nûr 24/16'da aynı kelime bir sıfatla geçer: hâzâ bühtânün azîm. İki sûre, aynı kelimeyi aynı konuda kullanıyor.
| Yer | İfade | Konum |
|---|---|---|
| Nisâ 4/112 | Fe-kadi'htemele bühtânen ve ismen mübînâ | İftira atanın yüklendiği |
| Nûr 24/16 | Sübhâneke hâzâ bühtânün azîm | Söylenmesi gereken söz |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin lafzıdır: Nisâ, iftiranın failine ne olduğunu söylüyor; Nûr, iftirayı duyanın ne söylemesi gerektiğini söylüyor. İki ayet, aynı olgunun iki ayrı tarafında duruyor.
Ve şimdi doğrulanabilir bir metin verisi geliyor: bu iki kelimelik terkip, sûrede ikinci kez geçiyor.
| Ayet | Cümle | Konu |
|---|---|---|
| 4/20 | E-te'huzûnehû bühtânen ve ismen mübînâ | Mehrin geri alınması |
| 4/112 | Fe-kadi'htemele bühtânen ve ismen mübînâ | Suçsuza iftira |
Ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre aynı ağır nitelemeyi iki ayrı yerde kullanıyor — biri maldan, öteki itibardan haksız yere bir şey almakla ilgilidir. İki fiil de, sahibinin savunamadığı bir şeyi elinden almaktır.
Ve fiilin Ahzâb 33/72'deki kullanımıyla bağı kaydedilmelidir: orada ve hamelehe'l-insân (onu insan yüklendi) geçiyordu ve o ayet emanet bahsiydi.
Aynı kök, biri emanet biri iftira için. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum; iki ayet arasında bir hüküm bağı kurmuyorum, yalnızca kökün iki kullanımını kaydediyorum.
Bir. Blok, hüküm verirken taraf tutmayı bir hata olarak değil, hükmün kendisini geçersiz kılan bir şey olarak koyuyor: ve lâ tekün li'l-hâinîne hasîmâ cümlesi, hükmetme emrinin hemen yanındadır.
İki. Yüz on ikinci ayet, bir suçun başkasına yıkılmasını iki ayrı yük olarak sayıyor. Ve ölçü, atılan şeyin doğru olup olmaması değil, atıldığı kişinin berî olmasıdır.
Üç. Yestahfûne mine'n-nâs cümlesi, gizlenmenin muhatabını konu ediyor. Ayet, kimden gizlenildiği sorusunu sordurarak fiilin kendisini görünür kılıyor.