يا أيها الذين آمنوا لا تأكلوا أموالكم بينكم بالباطل إلا أن تكون تجارة عن تراض منكم ولا تقتلوا أنفسكم إن الله كان بكم رحيما · ومن يفعل ذلك عدوانا وظلما فسوف نصليه نارا وكان ذلك على الله يسيرا
Yâ eyyühe'llezîne âmenû lâ te'külû emvâleküm beyneküm bi'l-bâtıli illâ en tekûne ticâraten an terâdın minküm, ve lâ taktülû enfüseküm, innallâhe kâne biküm rahîmâ · Ve men yef'al zâlike udvânen ve zulmen fe-sevfe nuslîhi nârâ, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ
"Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret olursa başka. Ve kendinizi öldürmeyin. Allah size karşı merhametlidir. Kim bunu düşmanlık ve haksızlıkla yaparsa, onu ateşe sokacağız; bu Allah'a kolaydır."
Yirmi dokuzuncu ayet yeni bir blok açıyor ve açılış hitabı değişiyor: birinci ayette yâ eyyühe'n-nâs (ey insanlar) vardı; burada yâ eyyühe'llezîne âmenû (ey iman edenler) geliyor.
Ama konu değişmiyor. Sûre yirmi sekiz ayet boyunca başkasının elindeki mal ile uğraştı: yetimin malı (2-10), miras payları (11-12), mehir (4, 20-21, 24-25). Yirmi dokuzuncu ayet aynı konuyu en genel hâlinde tekrar kuruyor: emvâleküm beyneküm — "aranızdaki mallar".
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fiilin tekrarıdır: lâ te'külû (yemeyin) fiili sûrede ikinci ayette (ve lâ te'külû emvâlehüm), altıncı ayette (ve lâ te'külûhâ isrâfen), onuncu ayette (ye'külûne emvâle'l-yetâmâ) ve burada geçiyor. Dördü de mal hakkındadır, dördü de aynı fiili kullanır.
Kökün asıl anlamı: boşa gitmek, geçersiz olmak, hükümsüz kalmak. Batale — boşa çıktı; bâtıl — dayanağı olmayan, karşılığı bulunmayan.
Ve kelimenin buradaki işlevi kaydedilmelidir: ayet "haram yollarla" demiyor, bi'l-bâtıli diyor. Yani ölçü, malın karşılıksız el değiştirmesidir: verilen bir şeyin karşılığı yoksa, o alışveriş bâtıldır.
Bakara 2/188'de aynı kalıp geçer (ve lâ te'külû emvâleküm beyneküm bi'l-bâtıl) ve orada hâkimlere rüşvet verilmesi anılır. İki ayet aynı cümleyi kuruyor, iki ayrı örnekle. Bu, doğrulanabilir bir tekrardır.
| Kayıt | Kelime | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| Birinci | Ticâreten | El değiştirmenin bir karşılığı olacak |
| İkinci | An terâdın minküm | El değiştirme karşılıklı rızaya dayanacak |
Terâdın — kök ر-ض-و, tefâul babı. Ve bu bab Arapçada karşılıklılık bildirir: tekâtele (birbiriyle vuruştu), teâvene (yardımlaştı). Yani kelime "razı olmak" değil, "karşılıklı razı olmak"tır — rıza tek taraflı olamaz.
Ve kök bu sûrede üçüncü kez geliyor. Dördüncü ayette fe-in tıbne leküm an şey'in minhü nefsen (mehirden bir kısmını gönül hoşluğuyla verirlerse) vardı; yirmi dördüncü ayette fîmâ terâdaytüm bihî min ba'di'l-farîda geçmişti ve orada "rızanın alanı" başlığı altında işlendi.
| Ayet | Rızanın konusu | Kelime |
|---|---|---|
| 4 | Mehrin bir kısmının geri verilmesi | Tıbne … nefsen |
| 24 | Belirlenmiş mehrin ötesindeki anlaşma | Terâdaytüm |
| 29 | Her türlü mal el değiştirmesi | Terâdın |
Üç yerde de aynı ölçü var ve üçüncüsü en geniş olanıdır. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum.
| Okuma | Enfüseküm ne demek | Dayanağı |
|---|---|---|
| A | Birbirinizi öldürmeyin | Kur'an'da topluluğun tek beden gibi anılması; aynı sûrede ba'duküm min ba'd (25) ve min nefsin vâhide (1) kayıtları; ayetin mal bahsinin hemen ardından gelmesi — konu topluluk içi ilişkilerdir |
| B | Kendinizi öldürmeyin | Kelimenin ilk ve doğrudan anlamı; zamirin ikinci çoğula dönmesi |
| C | Kendinizi helâke atmayın | Fiilin mecazî genişlemesi; Bakara 2/195'teki ve lâ tülkū bi-eydîküm ile't-tehlüke ile paralellik |
Ancak metinden doğrulanabilir bir karine kaydedilebilir: cümlenin hemen öncesinde emvâleküm beyneküm ("aranızdaki mallar") ifadesi vardır ve beyneküm açıkça karşılıklılık bildirir. Bu, A okumasını destekleyen bir karinedir. Bunu bir karine olarak kaydediyorum, tercih olarak değil.
Ve şu da kaydedilmelidir: iki cümle aynı ayette yan yana duruyor — malın haksız alınması ve canın alınması. Sûre, ikisini tek nefeste yasaklıyor.
Sûrenin fasıla düzeni giriş bölümünde tablolanmıştı: hükümler çoğunlukla bir gözetme sıfatıyla kapanıyordu (rakīb, hasîb, şehîd, semî', basîr, habîr). Burada gözetme değil, merhamet var.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı yirmi altı-yirmi sekizinci ayetlerdir: hemen önceki blok yürîdüllâhu en yuhaffife anküm (hafifletmek istiyor) ile bitmişti. Fasıla, o çizgiyi sürdürüyor.
ع-د-و kökü: haddi aşmak, sınırı geçmek. ظ-ل-م kökü: bir şeyi yerinden başka yere koymak. İki kök Mâide 5/2 ve 5/8 bahsinde karşılaştırılmıştı: biri fazla yapmayı, öteki hakkı vermemeyi bildirir. Oraya dayanıyorum.
Ve iki kelimenin birlikte gelmesi bir kayıt üretiyor: ayet, her mal kaybını ya da her ölümü değil, kasıtla ve haksızlıkla yapılanı niteliyor. Bu, doksan iki-doksan üçüncü ayetlerde kurulacak kademelendirmenin habercisidir.
Bir. An terâdın minküm kaydı, bir alışverişin geçerliliğini iki tarafın da isteğine bağlıyor. Rızanın karşılıklı olması, bir tarafın imzalamış olmasıyla aynı şey değildir; kelimenin kalıbı bunu söylüyor.
İki. Bi'l-bâtıl ölçüsü, "yasak mı değil mi" sorusundan farklı bir soru soruyor: karşılığı var mı? Bu soru, biçimsel olarak kusursuz görünen işlemler için de sorulabilir.