ألم تر إلى الذين قيل لهم كفوا أيديكم وأقيموا الصلاة وآتوا الزكاة فلما كتب عليهم القتال إذا فريق منهم يخشون الناس كخشية الله أو أشد خشية
Elem tera ile'llezîne kīle lehüm küffû eydiyeküm ve ekīmü's-salâte ve âtü'z-zekâh, fe-lemmâ kütibe aleyhimü'l-kıtâlü izâ ferîkun minhüm yahşevne'n-nâse ke-haşyetillâhi ev eşedde haşyeh
"Kendilerine 'ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin' denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir kısım insanlardan Allah'tan korkar gibi, hatta daha şiddetli korkuyorlar."
Ve bu, bir tarihî bilgi olarak değil, ayetin kendi cümlesi olarak kaydedilebilir: metin, iki emrin aynı anda verilmediğini söylüyor.
Klasik tefsirlerde bunun Mekke dönemi ile Medine dönemi arasındaki farka bağlandığı yaygın olarak nakledilir. Bu izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum.
Kelime bu sûrenin dokuzuncu ayetinde işlenmişti ("خَشْيَة ile خَوْف farkı" başlığı altında) ve oraya dayanıyorum.
| Karşılaştırılan | Lafız |
|---|---|
| İnsanlardan korku | Yahşevne'n-nâs |
| Ölçü | Ke-haşyetillâh — Allah'tan korkar gibi |
| Ve fazlası | Ev eşedde haşyeh — ya da daha şiddetli |
قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا — fetîl: hurma çekirdeğinin yarığındaki ince iplik. Kelime, en küçük miktarı bildirmek için kullanılır.
Ve kırkıncı ayetteki miskāle zerra ile aynı işi yapıyor. Sûre, haksızlığın yokluğunu iki kez, iki ayrı küçük ölçüyle anlatıyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.