Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Fussilet 40. ayet

Kur'an · 41. sûre: Fussilet · 40. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

41/40

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ

"Âyetlerimiz hakkında eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz."

يُلْحِدُونَ — kök ل-ح-د. Somut anlam: bir çukurun yan tarafına doğru oyuk açmak. Lahd, mezarın dibinde değil yan duvarında açılan oyuktur (dosdoğru aşağı kazılana şakk ya da darîh denir).

Buradan kelimenin anlamı çıkar: dosdoğru gitmeyip yana sapmak. İlhâd — doğrudan ayrılmak.

Kelimenin resmi kaydedilmeye değer ve kendi okumam olarak veriyorum: ayet, âyetler karşısındaki kusuru reddetmek olarak değil, yana kaydırmak olarak tarif ediyor. Metin duruyor, yön değiştiriliyor.

Bu, sûrenin kırk dördüncü ayetiyle uyumludur: orada hangi seçenek olursa olsun bir itiraz bulunacağı gösterilmişti. İlhâd, karşı çıkmadan da yapılabilen bir iştir.

أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ — ve bir soru geliyor: karşılaştırma açık bırakılıyor, cevap söylenmiyor. Ayet, hükmü okuyanın kendisine bırakıyor.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ل-ح-د

Fussilet sûresinin tamamı