وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦ خَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٍ ۚ وَهُوَ عَلَىٰ جَمْعِهِمْ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٌ
Ve min âyâtihî halku's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ besse fîhimâ min dâbbe; ve hüve alâ cem'ihim izâ yeşâü kadîr
"Göklerin ve yerin yaratılması ve ikisinde yaydığı canlılar O'nun ayetlerindendir. O, dilediğinde onları toplamaya da kādirdir."
| Ayet | Delil |
|---|---|
| 29 | Göklerin ve yerin yaratılması + canlılar |
| 32 | Denizdeki gemiler |
| (33) | Rüzgârın durdurulması — 32'nin devamı |
Ve Kāf'de kaydedilen yöntemle aynı yöntem işliyor: delil bir mucize değil, her gün görülen şeydir. Bakara 2/163-164'te de aynı tespit yapılmıştı: "Ayet, delil olarak mucize göstermiyor — alışılmış olanı gösteriyor."
Bess — bir şeyi dağıtmak, yaymak, saçmak. Dilciler kökte kontrolsüz görünen bir dağılma olduğunu kaydeder; nitekim aynı kökten bess "içini dökmek, derdini yaymak" anlamına da gelir (Yûsuf 12/86: innemâ eşkû bessî ve huznî ila'llâh).
Ve kelimenin seçimi kaydedilmeye değer: besse, düzenli bir yerleştirme değil, saçılma bildiriyor. Canlıların yeryüzüne dağılışı için bu kelime, gözlemle uyumludur.
Dâbbe, kökün asıl anlamıyla yerde debelenen, hareket eden demektir. Debbe — yavaş yavaş yürüdü, kımıldadı.
Ve tanım geniştir: kelime, hareket eden her canlıyı kapsar. Kur'an bunu açıkça söyler: "Yeryüzünde hiçbir dâbbe yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın" (Hûd 11/6).
Ayette bir ayrıntı var ve müfessirler üzerinde durur: mâ besse fîhimâ — "ikisinde". Yani canlıların göklerde de bulunduğu söyleniyor.
| Okuma | Ne der |
|---|---|
| 1 | Zamir ikisine birden döner; göklerde de canlılar vardır |
| 2 | Zamir "ikisi" dese de kastedilen yerdir; Arapçada iki şeyden birine ait olan ikisine birden nispet edilebilir (tağlîb) |
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. Ve buradan bir "fennî mucize" çıkarılmıyor — STYLE gereği bu tefsirde ayete modern bir bilgi zorla giydirilmez. Kaydedilen şey lafzın ne dediği ve müfessirlerin ne anladığıdır.
Üç geçişte de aynı iş: dağılmış olanı bir araya getirmek. Bu, sûrenin ana teması olan "ayrılık" ile doğrudan bağlantılıdır ve doğrulanabilir bir olgudur.
İzâ yeşâ — "dilediğinde". İn (şart, ihtimal) değil izâ (zaman) kullanılmış; Arapçada izâ gerçekleşecek olan için kullanılır. Yani toplama bir ihtimal olarak değil, bir vakit olarak konuyor.