Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şûrâ 47. ayet

Kur'an · 42. sûre: Şûrâ · 47. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

42/47

ٱسْتَجِيبُوا۟ لِرَبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ ۚ مَا لَكُم مِّن مَّلْجَإٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٍ

İstecîbû li-rabbiküm min kabli en ye'tiye yevmün lâ meradde lehû mine'llâh; mâ leküm min melcein yevmeizin ve mâ leküm min nekîr

"Allah'tan geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce Rabbinize karşılık verin. O gün ne sığınacağınız bir yer olur ne de inkâr edebileceğiniz bir şey."

ٱسْتَجِيبُوا۟ — kökün son ve emir hâli

Yirmi altıncı ayette tablolanan dizi burada tamamlanıyor:

AyetKim cevap veriyorKip
16(meçhul)Mâzî meçhul
26AllahMuzâri
38MüminlerMâzî
47MuhatapEMİR

Sûre, dört basamak sonra emre varıyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir dizim olgusudur.

Ve li-rabbiküm kaydı: cevap verilecek olan "bize" değil, "Rabbinize". Otuz sekizinci ayette de aynıydı: istecâbû li-rabbihim. Yani çağrının sahibi Peygamber değil. Bu, altıncı ve kırk sekizinci ayetlerde çizilen sorumluluk sınırıyla uyumludur.

مَلْجَأ — kök ل-ج-أ

Lece'e — sığınmak, bir yere kaçıp korunmak. Melce' — sığınılacak yer.

Kelime Kur'an'da nadirdir; Tevbe 9/118'de de aynı anlamda geçer (ve zannû en lâ melcee mine'llâhi illâ ileyh — "Allah'tan kaçıp sığınacak yerin yine ancak O olduğunu anladılar"). Bu ayet kaydedilmeye değer, çünkü sığınmanın yönünü gösteriyor.

نَكِير — iki okuma

Nekîr — kök ن-ك-ر: bilmemek, tanımamak, inkâr etmek. Münker — tanınmayan, kabul görmeyen; inkâr aynı köktendir.

Kelimenin buradaki anlamı üzerinde iki okuma nakledilir:

OkumaNe der
1Nekîr = inkâr: "O gün yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz" — kayıt ortadadır
2Nekîr = değiştirme, karşı çıkma gücü: "Durumu değiştirecek bir imkânınız olmaz"

İki okuma da klasik kaynaklarda nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Bir dizim gözlemi: cümle iki olumsuzlamayı aynı kalıpla veriyor — mâ leküm min melce' / mâ leküm min nekîr. Biri mekân (kaçacak yer), öteki söz (diyecek şey). Yani ne bedenle ne dille bir çıkış bırakılıyor.


Şûrâ sûresinin tamamı