وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ
Yani kıssa bir anlatı olarak değil, bir emsal olarak giriyor. On üçüncü ayette Mekke'ye "size apaçık bir elçi geldi" denmişti; on yedinci ayette Firavun kavmine "onlara bir elçi geldi" deniyor. Aynı fiil, aynı yapı.
İki cümlenin ortak kısmı harfi harfine aynıdır: جَآءَهُمْ رَسُولٌ. Değişen tek şey elçinin sıfatıdır: mübîn ve kerîm.
Bunu doğrulanabilir bir tekrar olarak kaydediyorum. Ve bir sonucu var: sûre iki topluluğu aynı cümleyle tarif ediyor, sonra ikisinin de nasıl davrandığını anlatıyor.
Somut anlamı: altını ateşe sokup katışıksızını ayırmak. Fettâne — kuyumcunun potası. Buradan fitne — hem deneme, hem denemenin ürettiği karışıklık.
Kökün mantığı şudur: ateş altını yok etmez, ayrıştırır. Deneme de öyle: yeni bir şey yapmaz, olanı görünür kılar.
| Ayet | Kelime | Kök | Blokta yeri |
|---|---|---|---|
| 17 | fetennâ | ف-ت-ن | Firavun bloğunun ilk kelimesi |
| 33 | belâün mübîn | ب-ل-و | Firavun bloğunun son kelimesi |
On yedi ayetlik blok, iki imtihan kelimesi arasında duruyor. Biri Firavun kavmi için, öteki İsrâiloğulları için.
Bunu kendi okumam olarak sunuyorum, dayanağı iki ayetin lafzıdır: sûre kıssayı bir galip-mağlup hikâyesi olarak çerçevelemiyor. İki tarafı da aynı kelimeyle çerçeveliyor: sınanmak. Kurtulanlar için de bir belâ vardır — otuz üçüncü ayette bu ayrıca ele alınacak.
"Arapçada kerîm, bir şeyin kendi cinsinin iyisi ve faydalısı olması anlamında da kullanılır. Nahlün kerîm — verimli hurma."
| Vâkıa | Ayet | Ne |
|---|---|---|
| Nefy | 44 | lâ bâridin ve lâ kerîm — gölge için reddediliyor |
| İsbat | 77 | le-kur'ânün kerîm — Kur'an için veriliyor |
| Ayet | Terkip | Kime / neye | Nasıl |
|---|---|---|---|
| 17 | rasûlün kerîm | Mûsâ | Gerçek — elçinin sıfatı |
| 26 | makāmin kerîm | Firavun hanedanının bıraktığı yer | Gerçek ama geçici — bırakılmış |
| 49 | ente'l-azîzü'l-kerîm | Azap içindeki bir insan | Alay — kelimenin sahibine iadesi |
Vâkıa'da iki uç vardı: nefy ve isbat. Duhân'da üç konum var: hak edilmiş, elde tutulamamış, ve hak edilmeden iddia edilmiş.
Ve bir ayrıntı: kerîm sıfatı burada Mûsâ için kullanılıyor — Kur'an'da bu sıfatın bir elçi için kullanıldığı yerlerden biri. Sûre elçiyi mübîn (13, Mekke'ye) ve kerîm (17, Firavun'a) diye niteliyor. İki sıfat iki ayrı yön bildiriyor: biri elçinin anlaşılırlığını, öteki değerini.