Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Duhân 50. ayet

Kur'an · 44. sûre: Duhân · 50. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

44/50

إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

İnne hâzâ mâ küntüm bihî temterûn

"İşte bu, hakkında şüphe edip durduğunuz şeydir."

Hitap yine çoğula dönüyor

Kırk dokuzuncu ayette hitap tekildi: zuk, inneke, ente. Ellinci ayette çoğula dönüyor: küntüm, temterûn.

AyetHitapKim
47-48Çoğul — emirlerAdsız uygulayıcılar
49TekilBir kişi
50ÇoğulŞüphe edenler

Sahne üç kez şahıs değiştiriyor.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: metin bir kişiyi öne çıkarıyor, sonra o kişiyi bir topluluğun örneği hâline getiriyor. Yani kırk dokuzuncu ayette anlatılan şey tek bir kişinin hikâyesi olarak bırakılmıyor.

تَمْتَرُونَ — kök م-ر-ي

Kök Bakara, Kamer, Rahmân ve Necm'de geçti.

Somut anlamı üzerinde dilciler şunu kaydeder: merâ — hayvanın memesini sağmak için ovmak, sıvazlamak. Mirye — sağılan süt.

Ve buradan iki dal çıkar:

  • مِرَاء (mirâ') — tartışmak, çekişmek. Dilcilerin kurduğu bağ: tartışmada da karşı taraftan söz çekilir, konu didiklenir.
  • VIII. bâb: امْتَرَى (imterâ) — şüphe etmek, ikircikte kalmak.

Bu bağı dilcilerin kurduğu bir ilişki olarak aktarıyorum; kesin etimoloji hükmü vermiyorum.

Ve kalıp önemlidir: fiil VIII. bâbdadır ve kâne + muzâri ile gelmiştir: küntüm … temterûn.

Mutaffifîn'de bu kalıp için kaydedilen tespit burada da işliyor: kâne + muzâri süreklilik bildirir. Yani "şüphe ettiniz" değil, "şüphe edip durdunuz".

Ve kökün seçimi kaydedilmeye değer — kendi okumam olarak veriyorum: ayet şekk (dokuzuncu ayetteki kelime) demiyor, imtirâ diyor. İki kelime arasındaki fark, kökün tarifinden çıkar:

KelimeKökNe bildiriyor
Şekk (9)ش-ك-كDurum — iki ihtimal arasında kalmak
İmtirâ (50)م-ر-يFiil — şüpheyi çekiştirip durmak, konuyu didiklemek

Sûre şüpheyi iki kez anıyor ve ikinci seferinde daha etkin bir kelime seçiyor.

Bunu kendi okumam olarak sunuyorum; iki kökün tarifi ve iki ayetin lafzı doğrulanabilir.

هَٰذَا — işaret

Neye işaret ettiği söylenmiyor. En yakın merci, kırk üç-kırk dokuzuncu ayetlerde anlatılan sahnedir.

Ve işaret isminin yakın olanı göstermesi kaydedilmeye değer: hâzâ — "bu". Zâlike ("şu, o") değil.

Bunu kendi okumam olarak veriyorum: şüphe edilen şey, şüphe edenin karşısına konuyor. Uzaktaki bir ihtimal olarak tartışılan şey, yakında bir nesne olarak gösteriliyor. On birinci ayette de aynı işaret ismi kullanılmıştı: hâzâ azâbün elîm.

AyetİfadeNe gösteriliyor
11hâzâ azâbün elîmDuman
50hâzâ mâ küntüm bihî temterûnCehennem sahnesi

İki ayette de aynı yakınlık zamiri. Bunu doğrulanabilir bir sûre içi tekrar olarak kaydediyorum.


Duhân sûresinin tamamı