وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَهُمْ عَن دُعَآئِهِمْ غَٰفِلُونَ · وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءً وَكَانُوا۟ بِعِبَادَتِهِمْ كَٰفِرِينَ
"Allah'tan başka, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek olana yalvarandan daha sapkın kim vardır? Üstelik onlar, bunların yalvarışından habersizdirler."
| Kademe | İfade | Ne diyor |
|---|---|---|
| 1 | Lâ yestecîbü lehû ilâ yevmi'l-kıyâme | Cevap veremez — süre sınırı konarak: kıyamete kadar |
| 2 | Ve hüm an duâihim ğâfilûn | Haberi bile yoktur |
İkinci kademe birinciden ağırdır ve sıralama bilinçlidir: cevap verememek bir güçsüzlüktür; haberdar olmamak ise ilişkinin hiç kurulmamış olması demektir.
وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءً — ve sonunda ilişki yalnız kopmuyor, tersine dönüyor. Aynı fikir Meryem ve Furkān sûrelerinde de geçer; burada kaydedilecek olan, sûrenin daha ilk sayfada "dayanak sandığın şey" fikrini işlemeye başlamasıdır. Yirmi altıncı ayette aynı fikir, put yerine duyu organları için kurulacak.