إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ
"İnkâr edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve sonra kâfir olarak ölenler: Allah onları asla bağışlamayacaktır."
| Ayet | Eklenen |
|---|---|
| 1 | — (yalın hâli) |
| 32 | ve şâkku'r-Rasûle + min ba'di mâ tebeyyene lehümü'l-hüdâ |
| 34 | sümme mâtû ve hüm küffâr |
ثُمَّ — tertip ve terâhî (aralık) bildiren atıf harfi: "sonra", ve arada bir süre geçtiğini gösterir. Fâ gibi hemen ardından gelmeyi değil, aradan zaman geçtikten sonrayı bildirir.
Bir. Hüküm, yaşayan hiç kimse hakkında verilemez. Çünkü şartın üçüncüsü — o hâl üzere ölmek — yaşayan biri için henüz gerçekleşmemiştir.
İki. Ölmüş biri hakkında da bir insan tarafından verilemez. Çünkü kişinin son ânındaki hâli bilinemez.
Üç. Ve sümme harfi, aradaki zamanın açık bırakıldığını gösteriyor. Yani ayet, o zaman aralığında bir değişiklik ihtimalini kapatmıyor; aksine, hükmü aralığın sonuna bağlayarak aralığı açık bırakıyor.
Bu üç sonuç ayetin lafzından çıkar. Hiçbiri bir yorum değildir; sümme ve hâl cümlesinin gramer işlevinden gelir.
"Bir etnik veya dinî grup hakkında toptan hüküm kurulmaz; ayetin tarif ettiği vasıflardır, kim o vasfı taşırsa ona dahildir."
غ-ف-ر kökü 15. ayette işlenmişti (mağfiretün min rabbihim) ve Saff'ye atıf yapılmıştı: kökün somut kaynağı miğferdir, mağfiret örtmedir.
| Ayet | İfade |
|---|---|
| 2 | keffera anhüm seyyiâtihim — kötülüklerini örttü |
| 15 | ve mağfiratün min rabbihim — Rablerinden bir bağışlanma |
| 34 | fe-len yağfira'llâhu lehüm — asla bağışlamayacak |
| 19 | vestağfir li-zenbike — bağışlanma dile |
Ve 19. ayetteki emir dikkat çekicidir: sûre, bağışlanmanın kesin olarak kapandığı bir durumu tarif etmeden önce, bağışlanma dilemeyi emretmişti.