Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Mâide 101-104. ayetler

Kur'an · 5. sûre: Mâide · 101-104. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

5/101-104

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ

"Ey iman edenler! Açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın."

Yasağın kapsamı

Ayetin kendi kayıtları:

Kayıtİfade
Hangi sorularİn tübde leküm tesü'küm — açıklandığında sıkıntı verecek olanlar
Ne zamanVe in tes'elû anhâ hîne yünezzelü'l-Kur'ân tübde leküm — vahiy inerken sorulursa açıklanır
Geçmiş içinAfâllâhu anhâ
Uyarı102: Kad seelehâ kavmün min kabliküm sümme asbahû bihâ kâfirîn

STYLE gereği kaydedilir: bu ayet, öğrenmeyi ve anlamayı yasaklayan bir ayet olarak okunmuyor. Bunun gerekçesi metnin kendisidir: aynı Kitap fes'elû ehle'z-zikri in küntüm lâ ta'lemûn (Nahl 16/43) diyor ve Tevbe 9/122'de ilim için sefere çıkılması emrediliyor.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: yasağın konusu, cevabı yükümlülük doğuracak ya da açıklanması sıkıntı verecek ayrıntıların, hüküm henüz inmemişken kurcalanmasıdır. Ve 102. ayet bunun sonucunu gösteriyor: soruyu soran topluluk, gelen cevabın altında kalmıştır.

وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌve halîm: acele etmeyen. Sûre bu ismi burada kullanıyor — soru sorulmadığında cevabın da acele ettirilmediği bir bağlamda.

5/103 — مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٍ وَلَا سَآئِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ

Dört terim, İslâm öncesi Arap toplumunda hayvanlar üzerine konan adaklara ve serbest bırakma âdetlerine ait tekniklerdir. Klasik kaynaklar bunları farklı biçimlerde tarif eder ve tarifler birbirini tutmaz; bu tefsirde tek bir tarif tercih edilmiyor.

Ayetin hükmü ise açıktır ve tariflerden bağımsızdır: mâ cealallâhu — bunları Allah koymadı. Ve devamında: ve lâkinne'llezîne keferû yefterûne alallâhi'l-kezib.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bir önceki bölümdür: sûre, üç ayet önce helâli haram kılmayı yasaklamıştı (5/87). Burada, kendiliğinden konmuş yasakların örneği veriliyor. İki yer birbirini açıklıyor.

5/104 — قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ

Hasbünâ — "bize yeter". Ve cevap bir soruyla geliyor: e-ve lev kâne âbâühüm lâ ya'lemûne şey'en ve lâ yehtedûn.

Aynı kalıp Bakara 2/170 ve Lokmân 31/21'de işlendi; oraya dayanıyorum. Kur'an bu itirazı her seferinde aynı soruyla karşılıyor: kaynağın kendisi bilgili miydi?


Mâide sûresinin tamamı