كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
Önceki iki kıssada fiilin bir nesnesi yoktu: kezzebet Âdün — "Âd yalanladı", sadece. Burada nesne var: bi'n-nüzür.
| Ayet | Kavim | Fiil | Nesne |
|---|---|---|---|
| 9 | Nûh kavmi | kezzebet | yok (sonra abdenâ) |
| 18 | Âd | kezzebet | yok |
| 23 | Semûd | kezzebet | bi'n-nüzür |
| 33 | Lût kavmi | kezzebet | bi'n-nüzür |
| 42 | (Âl-i Fir'avn) | kezzebû | bi-âyâtinâ küllihâ |
Sıralamada bir yoğunlaşma var ve kendi okumam olarak kaydediyorum. İlk iki kıssada fiil nesnesizdir — yalanlama mutlak olarak konuyor. Üç ve dördüncüde nesne nüzürdür. Beşincide nesne âyâtinâ küllihâ — "âyetlerimizin hepsi". Yani yalanlamanın kapsamı liste ilerledikçe genişletiliyor.
بِ harfi üzerinde bir not: kezzebe fiili Kur'an'da hem doğrudan nesne alır (kezzebû rusülenâ) hem bi ile geçişli olur (kezzebû bi-âyâtinâ). Bi ile geldiğinde nesne çoğunlukla bir şeydir (âyet, kitap, saat, din), doğrudan geldiğinde çoğunlukla bir kişidir (elçi, peygamber). Bu dağılıma dikkat çekiyorum ama bir kural olarak sunmuyorum; istisnaları olabilir.
Bu dağılım doğruysa, bi'n-nüzür ifadesinde nüzürün "uyarılar" (şey) anlamı öne çıkar; "uyarıcılar" (kişi) anlamı ikinci planda kalır. Bu bir yatkınlıktır, hüküm değil.