وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
Bunun sebebi mevsûfun hazfedilmiş olmasıdır: sıfat, söylenmemiş bir müennes isme aittir. İki takdir nakledilir:
Tercih dayatmıyorum. İkisi de kaydedilmiştir ve pratik fark yaratmıyor: emir ya tek bir sözdür ya tek bir keredir; iki takdirde de anlatılan şey bölünmezliktir.
Ve kelime, otuz birinci ayetteki sayhaten vâhideten ile birleşiyor. Yukarıda o ayetin altında kaydettiğim gibi: Semûd'un helâki tek bir sesle olmuştu; ellinci ayet bunun kural olduğunu söylüyor.
Hâkka'de aynı kelimenin (vâhide) Hâkka'da iki kez geçtiği ve sûrenin iki bölümü arasındaki hız farkını taşıdığı kaydedilmişti (nefhatün vâhide, dekketen vâhide). Kamer'de de aynı işi görüyor.
لَمْح — Kök: ل-م-ح. Ve bu kök Kur'an'da yalnız iki yerde geçer: burada ve Nahl 16/77'de.
Somut anlamı: hızlı bir bakış, göz ucuyla bakma, göz atma. Lemeha — şöyle bir baktı. Lemha — bir bakışlık an. Lemhatü'l-basar — gözün açılıp kapanma süresi.
Ve kökün bir başka dalı: لَمَحَ — parladı, parıldadı. Ses bakımından ل-م-ع (lem', parıltı) ile yakındır. İki kök arasındaki ilişki hakkında kesin konuşmuyorum; ses yakınlığından anlam çıkarmıyorum.
Ayet bir zaman birimi kullanmıyor. Saniye yok, an yok, soyut bir süre yok. Kullanılan ölçü bir bedensel harekettir: gözün açılıp kapanması.
Bunun sebebi dilin kendisindedir ve genel bir olgudur: eski dillerde en kısa süre ölçüleri, bedenin en hızlı hareketlerinden alınır. Türkçede "göz açıp kapayıncaya kadar", "bir nefeste"; Arapçada lemhu'l-basar, tarfetü ayn (göz kırpması). İngilizcede in the blink of an eye. Ölçü aleti yokken, ölçü birimi bedendir.
Ve seçilen organ önemlidir ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum. Sûre boyunca göz tekrarlanan bir organdır:
| Ayet | Göz |
|---|---|
| 7 | huşşe'an ebsâruhüm — gözleri düşkün |
| 12 | uyûnen — kaynaklar (aynı kelime) |
| 14 | bi-a'yüninâ — gözlerimizin önünde |
| 37 | fe-tamesnâ a'yünehüm — gözlerini sildik |
| 50 | ke-lemhın bi'l-basar — göz kırpması gibi |
Beş ayrı ayette göz. Ve beşi beş ayrı işte: zilletin göstergesi, suyun kaynağı, korumanın ifadesi, cezanın hedefi, ve zamanın ölçüsü.
"Saat'in işi, göz kırpması gibidir ya da daha yakındır." (Nahl 16/77 — ke-lemhi'l-basari ev hüve akreb) "Bizim emrimiz… göz kırpması gibi." (Kamer 54/50 — ke-lemhın bi'l-basari)
| Ayet | Yapı | Gramerdeki durum |
|---|---|---|
| Nahl 16/77 | lemhi'l-basar | İzâfe — "gözün bakışı" |
| Kamer 54/50 | lemhin bi'l-basar | Bâ harfiyle — "gözle olan bakış" |
Fark küçüktür ve anlamı bozmaz; ama kaydediyorum, çünkü bu tefsirde lafız farkları kaydedilir. İkinci kuruluşta göz, hareketin sahibi değil vasıtasıdır.
Yani ölçü nesnededir, emirde değil. Yaratılan şey ölçülüdür; yaratma fiili ise bölünmez ve süresizdir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve şu sonuca varıyorum: sûrenin dört kıssasında anlatılan olaylar — tûfan, rüzgâr, çığlık, taş — süreleri ve ölçüleri olan olaylardı. Kırk dokuz ve ellinci ayetler, o ölçülerin nereden geldiğini söylüyor ve kaynağın kendisinin ölçüsüz olduğunu ekliyor.