وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
Ve'l-arda vada'ahâ li'l-enâm · Fîhâ fâkihetün ve'n-nahlü zâtü'l-ekmâm · Ve'l-habbü zü'l-asfi ve'r-reyhân
"Yeri de canlılar için koydu · onda meyve ve tomurcuklu hurma ağaçları var · ve sapıyla birlikte tane ve reyhan."
Yukarıda kaydedildi: bu, yedinci ayetteki vada'anın tekrarıdır. Terazi de yer de aynı fiille konuluyor. Ve gök yükseltiliyor, ikisi konuluyor.
Yani yer, göğün karşıtı olarak değil, terazinin ortağı olarak kuruluyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum.
Kök: أ-ن-م. Kelime Kur'an'da çok nadirdir — bu kalıpla yalnız bu ayette geçtiği kaydedilir — ve tam kapsamı tartışmalıdır.
| Görüş | Kapsam | Dayanağı |
|---|---|---|
| Bütün canlılar | Yeryüzünde hareket eden her şey | Dilcilerin çoğunluğunun verdiği anlam |
| İns ve cin | İki mükellef tür | Sûrenin muhatabı ikildir; enâm ikiyi karşılarsa, 13. ayetteki ikil zamirin mercîi bulunmuş olur |
| İnsanlar | Yalnız insan cinsi | Enâm halk anlamında kullanılır |
İkinci görüş, nakaratın gramer sorununu çözdüğü için ayrıca önemlidir ve yukarıda ikil kip bahsinde tabloya alındı. Ama kelimenin sözlükteki kapsamı bunu zorunlu kılmıyor.
Tercih dayatmıyorum. Ve kaydedilmesi gereken bir nokta var: hangi görüş alınırsa alınsın, yer birileri için konulmuştur. Fiilin yanında bir lâm var — tahsis lâmı.
Bakara bölümünde 2/29'daki leküm ("sizin için") bahsinde bu mesele işlenmişti ve orada kaydedilen kayıt burada da geçerlidir: bir şeyin "senin için" olması, "senin malın" olması demek değildir.
Kök: ف-ك-ه. Mürselât bölümünde fevâkih bahsinde işlendi. Orada kaydedilenler: kökün altında hoşnutluk ve keyif vardır; fükâhe — şakalaşma, hoş sohbet; fâkih — neşeli. Meyve bu adı, zorunlu gıda olmadığı için almıştır: yenmese de yaşanır, ama yenirse hoşluk katar.
Ve dikkat: ayet meyveyi taneden önce anıyor. Zorunlu olan (tane) değil, fazladan olan (meyve) başa konmuş. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum.
- كِمّ — hurma salkımını içinde saklayan kabuk, kılıf. Çoğulu أَكْمَام.
- كُمّ — giysi kolu. Kolu içine alan kısım.
- كِمَامَة — hayvanın ağzına takılan burunsalık.
Ve kelimenin seçimi anlamlıdır: hurma anılırken meyvesi değil, meyveyi saklayan kılıfı anılıyor. Yani nimet henüz açılmamış haliyle sayılıyor.
Bakara bölümünde cennet kelimesi için kaydedilen tespit — kökün (c-n-n) örtmek olduğu ve cennetin "ağaçlarıyla toprağı örten bahçe" demek olduğu — burada yankılanıyor. Sûrede örtü fikri birden fazla yerde çıkacak.
Asf, ekinin tane dışında kalan kısmıdır — sap, yaprak, kabuk, kavuz. Hasat sonrası tarlada kalan ve rüzgârın savurduğu kuru artık. Ve aynı kökten âsıf gelir: şiddetli, savuran rüzgâr. Kök, savrulma fikrini içinde taşıyor.
Kur'an'daki en açık geçişi Rahmân sûresindedir: "tane, sapları ile birlikte, ve güzel kokulu bitkiler" (Rahmân 55/12). Orada asf, tanenin yanındaki değersiz kısımdır. Nimet sayılırken bile tane ile sap ayrılır.
Buraya eklenecek olan şu: ayet "el-habbü ve'l-asfü" demiyor — ذُو ٱلْعَصْف diyor, yani "sapın sahibi tane". Sap, tanenin bir sıfatı olarak geliyor, ayrı bir kalem olarak değil.
Ve bu, Fîl sûresiyle birlikte okunduğunda bir şey söylüyor. Fîl'de bir ordu "yenmiş asf"a çevrilmişti: değersiz kısma. Burada aynı kelime bir nimetin yanında duruyor: tanenin sapı, tanenin parçası.
Aynı şey, bir yerde akıbet, bir yerde nimetin bir parçası. Fark, neyin yanında durduğundadır. Sapın kendisi değişmiyor; tanenin yanındayken nimet sayılıyor, tarlada tek başına kaldığında savrulan artık oluyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum. İki ayetteki kelimenin aynı kök olduğu ve iki bağlamdaki yerleri metnin verisidir.
Kök: ر-و-ح. Bu kökün altında geniş bir aile var: rûh (can), rîh (rüzgâr), râha (rahatlık), revh (ferahlık), reyhân.
| Görüş | Anlam | Dayanağı |
|---|---|---|
| Kokulu bitki | Güzel kokan otsu bitki; Türkçedeki "reyhan/fesleğen" | Kelimenin Arapçadaki yerleşik kullanımı |
| Rızık | Geçim, nasip | Dilcilerce kaydedilen bir kullanım; bazı lehçelerde reyhân "rızık" anlamında geçer |
Birinci görüş daha yaygındır, ve dizim de onu destekler: ayet meyveyi, hurmayı ve taneyi saymıştır — hepsi yenen şeyler. Sonuncu kalem yenen bir şey değilse, liste bir şey daha ekliyor demektir: koku.
| Kalem | Ne veriyor |
|---|---|
| فَاكِهَة | Tat — zorunlu olmayan hoşluk |
| ٱلنَّخْل | Gıda — ama kılıfı içinde, henüz açılmamış |
| ٱلْحَبّ | Temel gıda — asıl geçim |
| ٱلْعَصْف | Yem — hayvanın payı |
| ٱلرَّيْحَان | Koku — hiçbir ihtiyacı karşılamıyor |
Liste, hoşluktan başlayıp zorunluya iniyor ve tekrar hoşluğa çıkıyor. Ortada temel gıda var, iki uçta gerekli olmayan iki şey.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum. Kelimelerin sırası metindedir; sıradan çıkardığım yapı bir yorumdur.
Ve şu ekleme yapılabilir: asf, listede insanın yemediği tek kalemdir. Hayvanın payı, insanın nimet listesinin içinde sayılıyor.
Bir kıraat notu. Bu ayetin son kelimesinin harekesinde okuyuş farkı bulunduğu kaydedilir (er-reyhânu / er-reyhâni). Fark, kelimenin cümledeki bağlantısını değiştirir ama sayılan kalemi değiştirmez. İmam adı vermiyorum, çünkü kesin veremiyorum.