أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ · وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Kelimenin seçimi kaydedilmeye değer: bir önceki ayette metin kur'ân, kitâb, tenzîl diye anılmıştı — üç ağır kelime. Burada ise hadîs deniyor: "söz".
Bunu kendi okumam olarak veriyorum: kelime muhatabın bakış açısını yansıtıyor olabilir. Onlar için bu, gelen bir sözdür. Ayet, itiraz edenin gözünden bakıp öyle soruyor.
Dühn — yağ. Dehene — yağladı. Ve müdâhene, dilcilerin verdiği tarifle: yağ sürer gibi yumuşak davranmak, işi geçiştirmek, karşı çıkmadan da kabul etmeden geçmek.
Kök Kalem'de çözümlendi (Kalem 68/9: veddû lev tüdhinü fe-yüdhinûn — "senin yumuşamanı isterler, onlar da yumuşarlar"). Oraya dayanıyorum.
Kelimenin buradaki işi tam yerindedir ve kaydedilmeye değer: ayet "yalanlıyor musunuz" demiyor — "geçiştiriyor musunuz" diyor. Yani hedefte açık inkâr değil, ciddiye almama var.
Sorun şudur: "rızkınızı yalanlamanız kılıyorsunuz" cümlesi Türkçeye de Arapçaya da doğrudan oturmuyor. Dilciler bunu birkaç şekilde açıklar:
| Okuma | Anlam | İzah |
|---|---|---|
| 1 | "Rızkınıza karşı şükrünüzü yalanlama yapıyorsunuz" | Cümlede şükr kelimesinin gizli olduğu kabul edilir |
| 2 | "Rızkınızdan payınızı yalanlamak kılıyorsunuz" | Size düşen nasibin yalanlamak olduğu |
| 3 | Yağmurla ilgili okuma | Rızk kelimesinin yağmur anlamında kullanıldığı ve yıldızlara nispet edilen yağmur inancına gönderme yaptığı |
Üçüncü okuma bir tarihî arka plana dayanır ve şöyle nakledilir: o dönemde yağmurun belirli yıldızların doğup batmasına bağlandığı ve yağmur yağınca "filan yıldız sebebiyle yağdı" denildiği kaydedilir. Bu okumaya göre ayet, yetmiş beşinci ayetteki yıldız yeminiyle bağlantılıdır.
Bu izahı geleneğinde nakledilen bir açıklama olarak aktarıyorum; kesin bir nüzul sebebi iddiası kurmuyorum.
Bir kıraat kaydı: bazı kıraatlerde ayetin ve tec'alûne şükraküm şeklinde okunduğu nakledilir. Bu okuyuş birinci izahı doğrudan destekler. Kıraat farkı anlamı değiştirdiği için kaydediyorum.
Tercih dayatmıyorum. Üç okumanın ortak paydası şudur: verilen bir şey var ve karşılığında verilen cevap yanlış yere gidiyor — ya şükür yerine yalanlama, ya kaynağı yanlış adrese bağlama.