Tafsir LabUsulGitHubEnglish

En'âm 109-115. ayetler

Kur'an · 6. sûre: En'âm · 109-115. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

6/109-115

وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا … وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَىْءٍ قُبُلًا مَّا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوٓا۟

"Bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler: kendilerine bir mucize gelirse mutlaka inanacaklarınaOnlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, yine de inanacak değillerdi."

Yemin ve sonrası kaydedilmeye değer.

Fâtır (Melâike) 35/42'de aynı yapı işlendi (ve aksemû billâhi cehde eymânihim le-in câehüm nezîrun le-yekûnünne ehdâ min ihde'l-ümem) ve orada kaydedilmişti: uyarı geldiğinde ürkme arttı. Oraya dayanıyorum.

Ve En'âm'ın eklediği kaydedilmelidir: ayet, mucizenin verilmesi hâlinde ne olacağını da söylüyor — üç ihtimal sayılarak. Ra'd 13/31'de (dağların yürütülmesi) ve En'âm 6/7'de (kâğıtta bir kitap) aynı yöntem geçmişti. Üç geçiş, sûre içinde ve sûreler arası doğrulanabilir bir örgüdür.

وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ (110) — tekallüb (çevirmek) ve ef'ide: ف-ء-د kökü Vâkıa ve Ahkāf 46/26'da işlendi.

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا (112)

Zuhrufe'l-kavl — "yaldızlı söz": ز-خ-ر-ف kökü Zuhruf'de sûre adı vesilesiyle işlendi. Oraya dayanıyorum.

Ve yûhî ba'duhüm ilâ ba'd ifadesi kaydedilmeye değer: vahy kelimesi burada insanlar arası gizli telkin için kullanılıyor. Kökün "gizli ve hızlı bildirim" anlamı Nahl 16/68'de (arı için) işlenmişti.

أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْتَغِى حَكَمًا وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ إِلَيْكُمُ ٱلْكِتَٰبَ مُفَصَّلًا (114) — mufassalen: ف-ص-ل kökü Fussilet'de sûre adı vesilesiyle işlendi.


En'âm sûresinin tamamı