وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً … قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ
"O, kullarının üstünde mutlak güç sahibidir ve üzerinize koruyucular gönderir… De ki: 'O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından bir azap göndermeye, sizi gruplara ayırıp birbirinize kırdırmaya gücü yetendir.'"
| İhtimal | Nereden |
|---|---|
| 1 | Min fevkıküm — üstten |
| 2 | Min tahti ercüliküm — alttan |
| 3 | Ev yelbiseküm şiyean ve yüzîka ba'daküm be'se ba'd — içeriden |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı üçüncünün farklılığıdır: ilk ikisi dışarıdan gelen bir felakettir; üçüncüsü, topluluğun kendi içinde bölünmesidir. Ve ayet üçünü aynı listede sayıyor.
Şiya' kelimesi bu sûrenin 159. ayetinde bir kez daha geçecek (ve kânû şiyeâ) ve Kasas 28/4'te Fir'avn'ın halkı bölmesi olarak işlendi. Üç geçiş: ihtimal, fiil, sonuç.
يَلْبِسَكُمْ — kök ل-ب-س: karıştırmak, örtmek (elbise anlamı da bu köktendir). Kök Bakara 2/42'de (ve lâ telbisü'l-hakka bi'l-bâtıl) işlendi.
وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيْلِ (60) ile bu blok arasındaki bağ kaydedilmeye değer: koruyucular gönderiliyor, ama süre dolduğunda teveffâ geliyor (hattâ izâ câe ehadekümü'l-mevtü teveffethü rusülünâ, 61).