إِلَّا مَنِ ارْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُ يَسْلُكُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا
Kök ر-ض-و: hoşnut olmak, razı olmak, beğenip kabul etmek. Bu kök Beyyine ve Ğâşiye bölümlerinde ele alınmıştı; orada rızânın karşılıklılığı üzerinde durulmuştu.
İkinci şart birincisini de sınırlar: her elçi değil, razı olunan elçi. Ve fiilin öznesi Allah'tır — seçen, elçinin kendisi değil.
Bu, gayb bilgisinin kapısını açarken aynı anda daraltıyor. Kapı vardır ama kilidi dışarıdadır: kimse kendi kararıyla giremez.
1. ayette Peygamber "bana vahyedildi" demişti — göremediği bir olayın haberini almıştı. O bölümde şu kaydedilmişti: "Peygamber gaybı bilmez; gaybdan kendisine bildirileni bilir."
| 72/1 | 72/26-27 | |
|---|---|---|
| Ne | Bir olay: cinlerin dinlemesi bildirildi | Bir kural: gayb ancak seçilen elçiye açılır |
| Kip | Edilgen: ûhiye — "vahyedildi" | Etken: lâ yuzhiru — "muttali kılmaz" |
| Vurgu | Bilginin geliş biçimi | Bilginin sahibi |
Fiil 17. ayetten geri dönüyor. Orada yeslükhü azâben saadâ vardı — "onu çetin bir azaba sokar". Burada yeslükü … rasadâ — "gözcüler yerleştirir".
Aynı fiil, iki ayrı işte. Kökün anlamı (bir şeyi bir yere geçirmek, sokmak) her ikisinde de aynı; değişen, neyin nereye sokulduğudur: biri kişiyi azaba, öteki koruyucuyu yola.
Faili kim? Zamir Allah'a döner (bir kısım tefsirlerde elçiye döndürüldüğü de nakledilir, ama bağlam Allah'ı gösterir: irtedâ fiilinin de faili O'dur).
Bu ikili Kur'an'da yaygın bir kalıptır ve kuşatma bildirir: bir şeyin bütün yönleri. Türkçede "önü arkası" derken kastettiğimiz bütünlük.
| Görüş | Zamir | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Elçiye | Elçinin önünden ve arkasından gözcüler konur; elçi korunur. |
| 2 | Vahye / bildirilen gayba | Bildirilen şeyin önünden ve arkasından gözcüler konur; mesaj korunur. |
Kelime ر-ص-د kökünden ve 9. ayette ele alınmıştı: gözetlemek, pusuda beklemek; mirsâd (gözetleme yeri, Fecr 89/14), marsad (Tevbe 9/5).
| 72/9 | 72/27 | |
|---|---|---|
| Cümle | yecid lehû şihâben rasadâ | yeslükü … rasadâ |
| Kime karşı | Bilgi çalmaya çalışana | Vahyi bozmaya çalışana |
| İşlevi | Engellemek — girişi kapatmak | Korumak — taşımayı güvenceye almak |
| Konumu | Göğün kapısında | Elçinin önünde ve arkasında |
Bu, sûrenin bilgi meselesindeki argümanını tamamlar. Sûre boyunca sorulan soru şuydu: bu söz nereden geliyor? Ve muhatabın ihtimali şuydu: cinlerden, kâhinlerin aldığı yerden.
1. O kanal kapalıdır (8-9). Ve bunu, kanalı kullananlar söylüyor. 2. Bu kanal ise korumalıdır (27). Önünden ve arkasından gözcülerle.
Yani vahiy, hem kaçak girişe kapalı hem taşınırken korunan bir yoldan geliyor. Kur'an bu iddiayı başka yerlerde de açıkça kurar: "Onu şeytanlar indirmedi… Onlar işitmekten uzaklaştırılmışlardır" (Şuarâ 26/210-212); "O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir" (Tekvîr 81/25).