فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ / كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ / فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
"Onlara ne oluyor ki hatırlatmadan yüz çeviriyorlar — sanki ürkmüş yaban eşekleri gibi, aslandan kaçan?"
Sûre, cehennem sahnesinden (40-48) birdenbire şimdiki zamana dönüyor. Anlatılan gelecek sahne bitti; şimdi yaşayan insanlara bakılıyor.
Bu geçiş, sahnenin bütün ağırlığını şimdiki ana taşıyor: orada olacak olan anlatıldı, şimdi burada olan soruluyor.
- عَرْض (ard) — genişlik. Tûl (uzunluk) karşıtı.
- أَعْرَضَ (a'rada) — if'âl babı: yüzünü çevirip yanını dönmek, yani muhataba yüzünü değil yanını göstermek.
- عَرَضَ (arada) — sunmak, arz etmek. Türkçedeki "arz", "arıza", "muâraza".
Metin yine kendine bu adı veriyor. Ve bu ad, sûrede iki kez geçecek — 74/49, 74/54 — ve bir eşi Müzzemmil 73/19'dadır.
Ve burada kastedilen, evcil eşek değil. Klasik tefsirlerde bunun yaban eşeği (humurü'l-vahş) olduğu belirtilir — çölde yaşayan, evcilleştirilmemiş, son derece ürkek ve hızlı bir hayvan.
- نَفَرَ (nefera) — ürktü, kaçtı.
- نَفِير / نَفَر — bir topluluk; savaşa çıkan grup.
- ٱسْتَنفَرَ — ürkmek; ya da ürkütülmek.
- تَنفِير (tenfîr) — ürkütme, kaçırma.
Kur'an'da kök, savaşa çıkma anlamında da geçer: "Hafif ve ağır olarak seferber olun" (Tevbe 9/41) — infirû.
Ayet, hatırlatmadan yüz çevirenleri bir aslandan kaçan yaban eşeği sürüsüne benzetiyor. Ve benzetme, dört şeyi birden söylüyor:
2. Kaçış toplu. Çoğul: humurun. Sürü halinde. Ve sürüde ürkme bulaşıcıdır: bir tanesi kaçınca hepsi kaçar — çoğu tehlikeyi hiç görmeden.
3. Kaçılan şey yanlış teşhis edilmiş. Ve bu, benzetmenin en keskin yeri: kaçılan şey bir tezkiradır — bir hatırlatma. Aslan değil.
4. Ve yaban eşeği, ürkekliğiyle bilinen bir hayvandır. Yani benzetme, güçlü bir düşmandan kaçan cesur birini değil; küçük bir seste sıçrayan bir hayvanı gösteriyor.
Üçüncü madde, benzetmenin bütün ağırlığını taşıyor. Bir hatırlatmadan aslan kaçar gibi kaçmak — tepkinin ölçüsü ile sebebin ölçüsü arasındaki uçurum.
| Görüş | Ne demek | Dayanağı |
|---|---|---|
| Aslan | Yırtıcı hayvan | Klasik kaynaklarda en yaygın izah; kasvera aslanın adlarından biri olarak kaydedilir |
| Avcılar | Ok atan ya da kovalayan insan grubu | Kökün "zorlamak, üstün gelmek" anlamı |
| Gecenin karanlığı | Az savunulan bir izah | — |
Kök: ق-س-ر. Somut anlamı: zorlamak, baskıyla bir şey yaptırmak, üstün gelmek. Türkçedeki "kasır" (zorlayıcı, sınırlayıcı) ve ikrâh'a yakın bir alan.
Ve kök, iki izahın da ortak zeminini veriyor: ister aslan ister avcı olsun, kasvera karşı konulamayan şeydir.
İki ayet birlikte okunduğunda bir ironi çıkıyor: kaçılan şeyden kaçılmıyor, kaçılmayacak şeyden kaçılıyor.