8/48-59 — Şeytanın çekilmesi, sünnet ve antlaşma
Ve iz zeyyene lehümü'ş-şeytânü a'mâlehüm ve kāle lâ ğâlibe lekümü'l-yevme mine'n-nâsi ve innî cârun leküm fe-lemmâ terâeti'l-fietâni nekasa alâ akıbeyhi ve kāle innî berîün minküm innî erâ mâ lâ teravn
"Hani şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve 'bugün insanlardan size galip gelecek yoktur; ben de sizin yanınızdayım' demişti. İki ordu karşı karşıya gelince, iki topuğu üzerine geri döndü ve 'ben sizden uzağım; ben sizin görmediğinizi görüyorum' dedi."
زَيَّنَ — fiil, dizinde birçok yerde meçhul geçmişti (Fâtır (Melâike) 35/8, Ğâfir (Mü'min) 40/37: züyyine). Burada ise fiil etken ve öznesi açıkça anılıyor.
Burada fiil etken ve öznesi açıkça anılıyor: zeyyene lehümü'ş-şeytân. Bu farkı kaydediyorum: aynı fiil, bir yerde faili söylenmeden, bir yerde söylenerek geliyor.
نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ — ن-ك-ص: geri geri gitmek, topukları üzerinde dönmek. Deyim, yüz çevirmeden geri çekilmeyi bildirir.
Ve söylediği söz kaydedilmeye değer: innî erâ mâ lâ teravn — "ben sizin görmediğinizi görüyorum." Yani ayrılık, bir bilgi farkıyla gerekçelendiriliyor.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ (53)
Bu cümle Ra'd 13/11 ile aynı yapıdadır ve orada ayrıntılı işlendi: iki nesnenin farklı oluşu (mâ bi-kavm / mâ bi-enfüsihim) ve dış durumun iç duruma bağlanması. Oraya dayanıyorum.
| Yer | Değişen şey |
|---|---|
| Ra'd 13/11 | Mâ bi-kavm — topluluğun içinde bulunduğu durum (genel) |
| Enfâl 8/53 | Ni'meten en'amehâ alâ kavm — verilmiş bir nimet (özel) |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: Enfâl, aynı ilkeyi nimetin geri alınması bağlamına yerleştiriyor. Ve sûrenin yirmi altıncı ayetiyle örtüşüyor: orada fe-âvâküm ve eyyedeküm bi-nasrih — verilen hatırlatılmıştı.
STYLE gereği bir kayıt: bu ayet ve Ra'd 13/11 güncel siyasî tartışmalara alet edilmez; bu tefsirde öyle kullanılmamaktadır.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayet, ihanetten şüphelenilen durumda bile karşılık olarak gizli davranmayı kapatıyor. Antlaşmanın bozulması da usule bağlanıyor.
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْخَآئِنِينَ — ve gerekçe, karşı tarafın davranışına değil bu tarafın vasfına bağlanıyor.