وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
Ve ize'l-cahîmü su'iret Ve ize'l-cennetü üzlifet "Cehennem alevlendirildiğinde ve cennet yaklaştırıldığında."
Kur'an cehennem için birkaç ad kullanır ve her ad bir yönü öne çıkarır: cehennem, nâr (ateş), seîr (alev), sekar, hutame (Hümeze bölümünde işlendi), lezâ, hâviye (Kâria bölümünde işlendi), cahîm. Cahîm, adı kızgınlığı öne çıkaran ad.
Kök: س-ع-ر. Sea'ra'n-nâre — ateşi tutuşturdu, alevlendirdi. سَعِير — alevli ateş; cehennemin adlarından biri.
Kökün ilginç bir akrabası var: سِعْر — fiyat. Arapçada fiyatların yükselmesi ateşin alevlenmesiyle aynı kelimeyle anlatılır (işte'alati'l-es'âr). Dilciler bağı "yükselme, kızışma" fikrine bağlar. Bunu bir kelime ailesi gözlemi olarak kaydediyorum; ayete bir hüküm bağlamıyorum.
Kök: ز-ل-ف. Yaklaşmak, yakın olmak. Zülfe — yakınlık, mertebe. Zülfâ — yakınlık: "Onun için katımızda bir yakınlık vardır" (Sâd 38/25).
| Cehennem | Cennet | |
|---|---|---|
| Fiil | su'iret — alevlendirildi | üzlifet — yaklaştırıldı |
| İşlem nereye | Kendisine — hazırlanıyor | Konumuna — taşınıyor |
| Kim hareket eder | İnsan ona gider | O insana gelir |
Kur'an bu farkı başka yerlerde de korur: "Cennet, takvâ sahiplerine yaklaştırılır" (Şuarâ 26/90; Kâf 50/31 — ve üzlifeti'l-cennetü li'l-müttakîn). İki yerde de aynı fiil, ve iki yerde de kime yaklaştırıldığı söylenir.
Tekvîr'de ise kime yaklaştırıldığı söylenmiyor. Ne cehennemin kimin için alevlendirildiği, ne cennetin kime yaklaştırıldığı. Sûrenin baştan beri uyguladığı kural burada da geçerli: hiçbir cümlede fâil ya da muhatap adlandırılmıyor.
Kök: ج-ن-ن. Bu kök Bakara 2/25 bölümünde işlendi; tekrarlamıyorum. Özeti: kökün anlamı örtmek, gizlemektir ve türevlerinin hepsi görünmezlik etrafında döner — cenîn (rahimde örtülü), cinn (görünmeyen), mecnûn (aklı örtülmüş), micenn (kalkan), cennet (ağaçlarıyla toprağı örten bahçe).
Ve buradaki incelik şu: sûrenin bütün hareketi örtüleri kaldırmaktı — gök sıyrıldı, sayfalar açıldı, güneşin ışığı dürüldü. Ve bu açılma dizisinin son maddesi, adı "gizli olan" demeye gelen şey: el-cennet.
Yani örtülerin kaldırılması, en gizli olanın görünür hale gelmesiyle tamamlanıyor. Bakara bölümünde kaydedilmişti: "Vaad edilen şey, tanımı gereği şimdi görülemeyendir." On üçüncü ayet, o görülemeyenin görülür hale geldiği andır.